düşüşler

listen to the pronunciation of düşüşler
Турецкий язык - Английский Язык

Определение düşüşler в Турецкий язык Английский Язык словарь

düşüş
fall

My grandma injured her leg in a fall. - Büyükannem bacağını bir düşüşte incitti.

He was lame after the fall. - O, düşüşten sonra topal oldu.

düşüş
downfall
düşüş
decline

Nobody anticipated such a sharp decline in interest rates. - Hiç kimse faiz oranlarında böylesine keskin bir düşüş beklemiyordu.

The stock market declines were bigger than I expected. - Borsa düşüşleri beklediğimden daha büyük.

düşüş
decrease
düşüş
drop

You could've heard a pin drop. - Bir toplu iğne düşüşünü bile duyabilirdin.

It's quiet enough to hear a pin drop. - Bir iğnenin düşüşünü duyacak kadar yeterince sessiz.

düş
dream

I never dreamed I would meet you here. - Seninle burada karşılaşacağımı asla düşünmedim.

I never dreamed that I would meet her there. - Onunla orada karşılaşacağımı asla düşünmedim.

düş
{f} fall

Newton saw an apple fall off a tree. - Newton bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördü.

All the expenses will fall on the sponsor. - Tüm masraflar sponsora düşecektir.

düşüş
tumble
düşüş
{i} reduction

Survival analysis showed a significant reduction. - Yaşam analizi önemli bir düşüş gösterdi.

düş
daydream

Daydreaming is the moonlight of thought. - Hayal kurmak düşüncenin mehtabıdır.

düş
vision
düşüş
precipitation
düşüş
droop
düşüş
fail
düşüş
ignominy
düşüş
(Meteoroloji) lapse
düşüş
slump
düşüş
toppling
düş
illusion

Your enemies are just an illusion. - Senin düşmanların sadece bir yanılsama.

Here's an optical illusion: you think you are looking at a cube, but in fact you are looking at the screen. - Burada bir görsel yanılsama var. Küpe baktığını düşünüyorsun ama gerçekte ekrana bakıyorsun.

düş
plump down
düş
fantasy

Living in poverty is some women's fantasy. They think it's somewhat romantic. - Yoksulluk içinde yaşamak, bazı kadınların fantezisidir. Onlar bunun biraz romantik olduğunu düşünüyorlar.

düş
{f} slumped

The man slumped to the floor. - Adam aniden yere düştü.

düş
fiction

He's very fond of science fiction. - O, bilim kurguya çok düşkündür.

düş
{f} decay
düş
{f} drop

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

It would break if you dropped it. - Eğer düşürürsen kırarsın.

düş
{f} falling

I had to grab her to keep her from falling. - Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.

The yen is rising and the dollar is falling. - Yen yükseliyor dolar düşüyor.

düş
{f} fallen

The garden was covered with fallen leaves. - Bahçe düşmüş yapraklarla kaplıydı.

Tom picked up the coins that had fallen behind the sofa. - Tom kanepenin arkasına düşmüş olan bozuk paraları topladı.

düş
romance

I thought you didn't like romance movies. - Macera filmlerini sevmediğini düşündüm.

At first, I thought I had an advantage because I spoke a Romance language. - İlk başta, bir Romen dili konuştuğum için bir avantajım olduğunu düşündüm.

düş
imagination

Productive thinking and creativity are unthinkable without imagination. - Üretken düşünce ve yaratıcılık; hayal gücü olmadan düşünülemez.

düş
plunk
düş
fell

He approached and fell on his knees. - O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.

He fell down the stairs. - O, merdivenden düştü.

düş
plummet

Tom's grades soon plummeted. - Tom'un notları yakın zaman içinde düştü.

Home prices are plummeting. - Ev fiyatları hızla düşüyor.

düş
pie in the sky
düşüş
low ebb
düşüş
downturn
düşüş
{i} decay
düşüş
recession
düş
decayed
düşüş
purler
düş
dream, daydream, fantasy
düş
reverie
düş
delusion

Tom suffered from the delusion that strangers could hear his thoughts. Of course that's nonsense. - Tom, yabancıların onun düşüncelerini duyabileceği sanrısından muzdaripti. Bu tabii ki saçmalık.

When I was a kid, I thought that if I died the world would just disappear. What a childish delusion! I just couldn't accept that the world could continue to exist without me. - Çocukken ,ölürsem dünyanın hemen ortadan kaybolacağını düşündüm.Ne çocukça bir aldanma!Ben sadece dünyanın bensiz devam edip var olacağını kabullenemiyordum.

düş
hope, aspiration, dream
düş
pink elephant
düşüş
falling

The falling of the Berlin Wall was truly a momentous occasion. - Berlin duvarının düşüşü gerçekten önemli bir fırsattı.

Tom looked at the snow falling inside the snow globe. - Tom karın kar küresi içine düşüşüne baktı.

düşüş
recessional
düşüş
collapse
düşüş
ebb tide
düşüş
cutback
düşüş
downgrade
düşüş
ebb
düşüş
spill
düşüş
fall, falling; drop; decrease; downfall
düşüş
fall, falling
düşüş
comedown
düşüş
eclipse
düşüş
sinking
düşüş
(fiyat) recession
düşüş
scale down
düşüş
{i} slide
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение düşüşler в Турецкий язык Турецкий язык словарь

DÜŞ
(Osmanlı Dönemi) f. Bak: Dû
Düş
rüya
düş
Gerçek olmayan şey, imge, hayal
düş
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya
düş
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya: "Dadaloğlu'm, sevdası var başımda / Gündüz hayalimde, gece düşümde."- Dadaloğlu
düş
Gerçekleşmesi istenen şey, umut
düşüş
Düşme işi veya biçimi