düşüşler

listen to the pronunciation of düşüşler
Турецкий язык - Английский Язык

Определение düşüşler в Турецкий язык Английский Язык словарь

düşüş
fall

He was lame after the fall. - O, düşüşten sonra topal oldu.

Pride goes before a fall. - Gurur bir düşüşten önce gider.

düşüş
downfall
düşüş
decline

The stock market declines were bigger than I expected. - Borsa düşüşleri beklediğimden daha büyük.

Today is the fifth day of continual stock price decline. - Bugün süregelen hisse senedi fiyat düşüşünün beşinci günüdür.

düşüş
decrease
düşüş
drop

It's quiet enough to hear a pin drop. - Bir iğnenin düşüşünü duyacak kadar yeterince sessiz.

You could've heard a pin drop. - Bir toplu iğne düşüşünü bile duyabilirdin.

düş
dream

I never dreamed I would meet you here. - Seninle burada karşılaşacağımı asla düşünmedim.

One of the characters in the novel dreams up a half-baked plan for robbing a bank. - Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.

düş
{f} fall

She would have fallen into the pond if he had not caught her by the arm. - Eğer onu kolundan yakalamasaydı, göletin içine düşmüş olacaktı.

If you're not careful, you might slip and fall on the icy steps. - Eğer dikkatli olmazsan ,kayabilir ve buzlu basamakların üstüne düşebilirsin.

düşüş
tumble
düşüş
{i} reduction

Survival analysis showed a significant reduction. - Yaşam analizi önemli bir düşüş gösterdi.

düş
daydream

Daydreaming is the moonlight of thought. - Hayal kurmak düşüncenin mehtabıdır.

düş
vision
düşüş
precipitation
düşüş
droop
düşüş
fail
düşüş
ignominy
düşüş
(Meteoroloji) lapse
düşüş
slump
düşüş
toppling
düş
illusion

Your enemies are just an illusion. - Senin düşmanların sadece bir yanılsama.

Here's an optical illusion: you think you are looking at a cube, but in fact you are looking at the screen. - Burada bir görsel yanılsama var. Küpe baktığını düşünüyorsun ama gerçekte ekrana bakıyorsun.

düş
plump down
düş
fantasy

Living in poverty is some women's fantasy. They think it's somewhat romantic. - Yoksulluk içinde yaşamak, bazı kadınların fantezisidir. Onlar bunun biraz romantik olduğunu düşünüyorlar.

düş
{f} slumped

The man slumped to the floor. - Adam aniden yere düştü.

düş
fiction

He's very fond of science fiction. - O, bilim kurguya çok düşkündür.

düş
{f} decay
düş
{f} drop

It would break if you dropped it. - Eğer düşürürsen kırarsın.

It's getting dark early around here. The sun seems to drop like a rock when autumn rolls around. - Buralarda hava erken kararıyor.Sonbahar zamanı geldiğinde güneş bir kaya gibi düşüyor gibi görünüyor.

düş
{f} falling

Falling interest rates have stimulated the automobile market. - Düşen faiz oranları otomobil pazarını canlandırdı.

Tom broke his neck falling down a flight of stairs. - Tom merdivenlerden düşerek boynunu kırdı.

düş
{f} fallen

She would have fallen into the pond if he had not caught her by the arm. - Eğer onu kolundan yakalamasaydı, göletin içine düşmüş olacaktı.

Tom picked up the coins that had fallen behind the sofa. - Tom kanepenin arkasına düşmüş olan bozuk paraları topladı.

düş
romance

I think that maybe I should stop reading romance novels. - Belki aşk romanları okumayı durdurmam gerektiğini düşünüyorum.

At first, I thought I had an advantage because I spoke a Romance language. - İlk başta, bir Romen dili konuştuğum için bir avantajım olduğunu düşündüm.

düş
imagination

Productive thinking and creativity are unthinkable without imagination. - Üretken düşünce ve yaratıcılık; hayal gücü olmadan düşünülemez.

düş
plunk
düş
fell

The horse broke its neck when it fell. - Düşen at boynunu kırdı.

She fell down the ladder. - O, merdivenden düştü.

düş
plummet

Tom's grades soon plummeted. - Tom'un notları yakın zaman içinde düştü.

Home prices are plummeting. - Ev fiyatları hızla düşüyor.

düş
pie in the sky
düşüş
low ebb
düşüş
downturn
düşüş
{i} decay
düşüş
recession
düş
decayed
düşüş
purler
düş
dream, daydream, fantasy
düş
reverie
düş
delusion

Tom suffered from the delusion that strangers could hear his thoughts. Of course that's nonsense. - Tom, yabancıların onun düşüncelerini duyabileceği sanrısından muzdaripti. Bu tabii ki saçmalık.

When I was a kid, I thought that if I died the world would just disappear. What a childish delusion! I just couldn't accept that the world could continue to exist without me. - Çocukken ,ölürsem dünyanın hemen ortadan kaybolacağını düşündüm.Ne çocukça bir aldanma!Ben sadece dünyanın bensiz devam edip var olacağını kabullenemiyordum.

düş
hope, aspiration, dream
düş
pink elephant
düşüş
falling

Tom looked at the snow falling inside the snow globe. - Tom karın kar küresi içine düşüşüne baktı.

The falling of the Berlin Wall was truly a momentous occasion. - Berlin duvarının düşüşü gerçekten önemli bir fırsattı.

düşüş
recessional
düşüş
collapse
düşüş
ebb tide
düşüş
cutback
düşüş
downgrade
düşüş
ebb
düşüş
spill
düşüş
fall, falling; drop; decrease; downfall
düşüş
fall, falling
düşüş
comedown
düşüş
eclipse
düşüş
sinking
düşüş
(fiyat) recession
düşüş
scale down
düşüş
{i} slide
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение düşüşler в Турецкий язык Турецкий язык словарь

DÜŞ
(Osmanlı Dönemi) f. Bak: Dû
Düş
rüya
düş
Gerçek olmayan şey, imge, hayal
düş
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya
düş
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya: "Dadaloğlu'm, sevdası var başımda / Gündüz hayalimde, gece düşümde."- Dadaloğlu
düş
Gerçekleşmesi istenen şey, umut
düşüş
Düşme işi veya biçimi