bozulması

listen to the pronunciation of bozulması
Турецкий язык - Английский Язык
rot
boz
{i} grizzle
boz
{s} gray

Don't eat me, gray wolf, I'll sing a song for you. - Bozkurt, beni yeme, senin için bir şarkı söylerim.

bozulması mümkün olan karar
(Kanun) voidable judgment
boz
discomposed
boz
disrupted

At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding. - Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.

My sleep cycle has been disrupted. - Benim uyku döngüm bozuldu?

besin bozulması
(Gıda) food adulteration
gecikme bozulması
(Bilgisayar,Elektrik, Elektronik) delay distortion
kalite bozulması
(Havacılık) degradation
boz
{f} spoiling

I'm not spoiling their view. - Ben onların manzarasını bozmuyorum.

You're spoiling the mood. - Sen ruh halini bozuyorsun.

boz
{f} blight
boz
grizzly

Dan made a grizzly discovery. - Dan bir boz ayı keşfetti.

Layla thinks that a dingo is as big as a grizzly. - Leyla bir dingonun bir boz ayı kadar büyük olduğunu düşünüyor.

boz
{f} bungling
boz
deface
boz
{f} hashing
boz
{f} disrupting
boz
distort
boz
annul
boz
impair

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

He has some cognitive impairment. - Onun biraz bilişsel bozukluğu var.

boz
{f} spoiled

Tom ate some spoiled food and became sick. - Tom biraz bozulmuş yiyecek yedi ve hastalandı.

It looks like Tom got sick from eating the spoiled food. - Öyle görünüyorki Tom bozuk yiyecek yemekten hasta oldu.

boz
muck up
boz
{f} spoilt
boz
check off
boz
{f} marred
boz
discompose
boz
{f} corrupted

Easy living corrupted the warrior spirit. - Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.

Voters must not be corrupted. - Seçmenler bozuk olmamalıdır.

boz
disarrange
boz
{f} spoil

She has spoiled her work by being careless. - Dikkatsizliği ile işini bozdu.

Does milk spoil quickly? - Süt çabuk bozulur mu?

boz
{f} impaired

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

boz
quash
boz
bang up
boz
mar

Tom wondered why Mary seemed so depressed. - Tom Mary'nin neden çok morali bozuk göründüğünü merak ediyordu.

Tom and Mary have broken off their engagement. - Tom ve Mary nişanlarını bozdular.

boz
{f} bungle
boz
corrupt

Voters must not be corrupted. - Seçmenler bozuk olmamalıdır.

The party in power is corrupt, but the opposition is little better. - İktidar partisi bozulmuş fakat muhalefet biraz daha iyi.

boz
deprave
boz
{f} depraved
boz
make imperfect
boz
addle
boz
{f} corrupting

These foreign words are corrupting our beautiful language. - Bu yabancı kelimeler güzel dilimizi bozuyor.

boz
infringe
boz
unmake
boz
dele
boz
deformed
boz
blemished
boz
{f} distorted
kızlık zarı bozulması
lose virginity
rekabetin bozulması
(Ticaret) distortion of competition
yemeğin bozulması
food deterioration
ahlâk bozulması
demoralization
akitin bozulması cancellation or violation of
a contract
antlaşmaların karşılıklı bozulması
(Hukuk) mutuus disensus
asayişin bozulması
disturbance of the peace
benek bozulması
(Bilgisayar) spot distortion
boz
rough, waste, uncultivated (land)
boz
discomfit

Don't worry. Your joke did not really discomfit me. - Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.

boz
defaced
boz
dun
boz
{s} grey
boz
earth-brown; brown; ash-gray; gray
boz
griseous
boz
grey, gray; (toprak) uncultivated
boz
derange
boz
rumple
boz
deform
boz
muckup
doku bozulması
lesion
evre bozulması
phase distortion
genlik bozulması
amplitude distortion
görüntü bozulması
image distortion
iyonosfer bozulması
(Meteoroloji) ionospheric disturbance
mide bozulması
upset stomach
moral bozulması
demoralization
ozon tabakasının bozulması
(Askeri) ozone layer spoil
radyoda ses bozulması
wow
sadakâtin bozulması
breach of faith
sağlığın bozulması
breakdown
ses bozulması
sound distortion
Турецкий язык - Турецкий язык
bozulması
Избранное