bozmamak

listen to the pronunciation of bozmamak
Турецкий язык - Английский Язык
(neg. form of bozmak ) not to keep up
keep up
boz
{i} grizzle
boz
{s} gray

Don't eat me, gray wolf, I'll sing a song for you. - Bozkurt, beni yeme, senin için bir şarkı söylerim.

boz
discomposed
boz
disrupted

At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding. - Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.

My sleep cycle has been disrupted. - Benim uyku döngüm bozuldu?

boz
{f} spoiling

You're spoiling the mood. - Sen ruh halini bozuyorsun.

I'm not spoiling their view. - Ben onların manzarasını bozmuyorum.

boz
{f} impaired

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

boz
muck up
boz
{f} spoil

She has spoiled her work by being careless. - Dikkatsizliği ile işini bozdu.

When I opened the refrigerator, I noticed the meat had spoiled. - Buzdolabını açtığımda, etin bozulduğunu gördüm.

boz
{f} blight
boz
grizzly

Layla thinks that a dingo is as big as a grizzly. - Leyla bir dingonun bir boz ayı kadar büyük olduğunu düşünüyor.

What should I do if I'm attacked by a grizzly bear? - Bir bozayı tarafından saldırıya uğrarsam ne yapmalıyım?

boz
{f} bungling
boz
{f} hashing
boz
deface
boz
infringe
boz
{f} disrupting
boz
distort
boz
impair

He has some cognitive impairment. - Onun biraz bilişsel bozukluğu var.

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

boz
{f} spoiled

She has spoiled her work by being careless. - Dikkatsizliği ile işini bozdu.

When I opened the refrigerator, I noticed the meat had spoiled. - Buzdolabını açtığımda, etin bozulduğunu gördüm.

boz
annul
boz
{f} spoilt
boz
unmake
boz
{f} corrupting

These foreign words are corrupting our beautiful language. - Bu yabancı kelimeler güzel dilimizi bozuyor.

boz
{f} marred
boz
check off
boz
discompose
boz
disarrange
boz
deprave
boz
quash
boz
mar

Tom and Mary have broken off their engagement. - Tom ve Mary nişanlarını bozdular.

Tom was feeling down because Mary made fun of his hair style. - Tom'un morali bozuktu çünkü Mary onun saç sitiliyle dalga geçti.

boz
{f} bungle
boz
corrupt

Easy living corrupted the warrior spirit. - Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.

The morals of our politicians have been corrupted. - Siyasetçilerimizin ahlakı bozuldu.

boz
make imperfect
boz
{f} corrupted

Voters must not be corrupted. - Seçmenler bozuk olmamalıdır.

The morals of our politicians have been corrupted. - Siyasetçilerimizin ahlakı bozuldu.

boz
{f} depraved
boz
bang up
boz
addle
boz
blemished
boz
{f} distorted
boz
dele
boz
deformed
boz
muckup
boz
deform
boz
{s} grey
boz
discomfit

Don't worry. Your joke did not really discomfit me. - Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.

boz
rough, waste, uncultivated (land)
boz
rumple
boz
derange
boz
grey, gray; (toprak) uncultivated
boz
dun
boz
defaced
boz
griseous
boz
earth-brown; brown; ash-gray; gray
istifini bozmamak
colloq . to stay calm, maintain one's composure
istifini bozmamak
to keep up appearances
sessizliği bozmamak
observe silence
Турецкий язык - Турецкий язык
bozmamak
Избранное