berabere

listen to the pronunciation of berabere
Турецкий язык - Английский Язык
scoreless
quits
drawn
deuce
with draw
beraber
together

I heard the children singing together. - Çocukların beraberce şarkı söylediklerini duydum.

We go fishing together once in a while. - Ara sıra beraber balığa gideriz.

berabere kalma
tie
berabere biten oyun
draw
berabere kalmak
tie
berabere biten
drawn
berabere biten maç
drawn match
berabere biten yarış
dead heat
berabere bitmek
to end in a draw
berabere bitmek
end in a draw
berabere bitmek
(for a contest) to end in a tie
berabere bırakmak
tie up
berabere kalmak
(for teams, contestants) to tie
berabere kalmak
tie up
berabere kalmak
to draw, to tie
beraber
{e} with

We had a great evening yesterday with my brothers and my friends, and the barbecue was very good, too. - Dün kardeşlerim ve arkadaşlarım beraber süper bir akşam geçirdik ve mangal da çok iyidi.

I'm sticking with Tom. - Tom'la beraber kalıyorum.

berabere kalmak
draw
beraber
equal

In the last minute, Marcello score an equalizing goal. - Son dakikada Marcello bir beraberlik golü attı.

beraber
common
beraber
in tandem
beraber
level
beraber
jointly

They worked jointly on this project. - Onlar bu projede beraber çalıştılar.

beraber
in tandem with
beraber
in unison
beraber
com-
beraber
accompanying
beraber
co
beraber
together; with each other; as a body; together with, along with, with
beraber
con

Tom and I sat together at the concert. - Tom ve ben konserde beraber oturduk.

beraber
on the same level as (used in a concrete sense): Mutfak yatak odasıyla beraber. The kitchen's on the same floor as the bedroom
beraber
together; equal, level
beraber
although (used with an infinitive): Bazı kötü huylara sahip olmakla beraber yüreği temizdi. Although he had a number of bad traits his heart was in the right place
beraber
equivalent to; on the same level as (used in an abstract sense): Kendini onunla beraber tutamazsın. You can't put your self on the same level with him
maçı berabere bitirmek
draw the match
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение berabere в Турецкий язык Турецкий язык словарь

BERABER
(Osmanlı Dönemi) Müsavi, eşit
BERABER
(Osmanlı Dönemi) Refakat, birlik
BERABER
(Osmanlı Dönemi) Bir hizada olan
BERABER
(Osmanlı Dönemi) f. Birlikte bulunan
Beraber
bir
beraber
Aynı düzeyde: "Bina taş, merdiveni yok, toprakla beraber."- A. Rasim. -e rağmen, -e karşın: "Halılarla bezenmiş olmakla beraber gıcırtıdan ve esnemelerden kurtulamamıştı."- R. H. Karay
beraber
Birlikte, bir arada
beraber
Aynı düzeyde
beraber
Birlikte, bir arada: "Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir."- C. S. Tarancı
berabere
Избранное