baskılanmış

listen to the pronunciation of baskılanmış
Турецкий язык - Английский Язык
suppressed
pressed
baskı
{i} pressure

The pressure for tax reform is growing. - Vergi reformu için baskı artıyor.

Several politicians exerted strong pressure on the committee. - Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.

baskı
{i} oppression

Many have long suffered oppression and hardship under colonialism. - Birçoğu sömürgecilik altında uzun süre baskı ve zorluktan çekti.

We must do everything we can to fight oppression wherever it occurs. - Nerede olursa olsun baskıyla mücadele etmek için elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız.

baskı
restraint

Despite his restraint, he agreed to it. - Onun baskısına rağmen, o, onu kabul etti.

baskı
{i} printing

Why did you put off the printing of my book? - Benim kitabımın baskısını niçin erteledin?

The first printing machine was invented by Gutenberg. - İlk baskı makinesi Gutenberg tarafından icat edilmiştir.

baskı
{i} print

This book is out of print. - Bu kitabın baskısı tükendi.

Why did you put off the printing of my book? - Benim kitabımın baskısını niçin erteledin?

baskı
press

The pressure for tax reform is growing. - Vergi reformu için baskı artıyor.

I work better under pressure. - Baskı altında daha iyi çalışırım.

baskı
force

Up till now the United States has called itself the world's police and continues suppression relying on military force. - Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri kendini dünyanın polisi olarak adlandırdı ve askeri güce dayanarak baskıya devam etmektedir.

She forced him to eat his vegetables. - Sebzelerini yemesi için ona baskı yaptı.

baskı
edition

I didn't know there would be an Osaka edition. - Bir Osaka baskısı olacağını bilmiyordum.

Is there a paperback edition of this book? - Bu kitabın karton kapaklı baskısı var mı?

baskı
{i} suppression

Up till now the United States has called itself the world's police and continues suppression relying on military force. - Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri kendini dünyanın polisi olarak adlandırdı ve askeri güce dayanarak baskıya devam etmektedir.

baskı
{i} leverage
baskı
(Hukuk) repression

The seed of revolution is repression. - Devrimin tohumu baskıdır.

baskı
crackdown
baskı
stress

I'm feeling stressed. - Ben baskı hissediyorum.

Gravity stresses the human body. - Yerçekimi insan vücuduna baskı yapıyor.

baskı
{i} duress
baskı
heavy hand
baskı
coercion
baskı
crush
baskı
typographic
baskı
(Bilgisayar) printout
baskı
strain

The rope broke under the strain. - Halat baskı altında kırıldı.

Tom has been under a great deal of strain lately. - Tom son zamanlarda büyük bir baskı altında.

baskı
clutch
baskı
(Askeri) processing
baskı
strong hand
baskı
probe
baskı
(Bilgisayar) version
baskı
impression
baskı
hem
baskı
constraint

There was a feeling of constraint in the room; no one dared to tell the king how foolish his decision was. - Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.

I think I've showed considerable constraint under the circumstances. - Ben bu koşullar altında önemli bir baskı gösterdiğimi düşünüyorum.

baskı
coaction
baskı
compulsion
baskı
issue

A new serial will begin in next month's issue. - Gelecek ayın baskısında yeni bir dizi başlayacak.

baskı
press; pressure; printing, edition, impression; oppression, compulsion, duress; (giyside) hem
baskı
compulsion; constraint
baskı
{i} heat
baskı
lever (of a press)
baskı
press, baling press
baskı
{i} discipline
baskı
thrust
baskı
printing; edition; number of copies printed
baskı
arm twisting
baskı
{i} screw
baskı
stamp (for printing fabrics)
baskı
squeeze
baskı
mail
baskı
piezo
baskı
transfer
baskı
coerce

He was coerced into helping the thieves. - Hırsızlara yardım etmesi için baskı yapıldı.

baskı
press; pressure
baskı
constraint, restraint, pressure
baskı
{i} imprint
baskı
{i} urgency
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение baskılanmış в Турецкий язык Турецкий язык словарь

BASKI
(Osmanlı Dönemi) Basan, ağırlık veren şey
BASKI
(Osmanlı Dönemi) t. Basıp sıkacak, tazyik edecek şey. Sıkı tazyik
BASKI
(Osmanlı Dönemi) Bir eserin yeni basılışlarının her seferi
BASKI
(Osmanlı Dönemi) Kalıp, damga
BASKI
(Osmanlı Dönemi) Bir basmanın bir def'ada basılan miktarının tamamı. Meselâ: Bu lügatın baskısı 25.000 dir
Baskı
pres
Baskı
zor
Baskı
yumruk
baskı
Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı
baskı
Bir eserin basılarak tekrarlanan her bir kezi
baskı
Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres
baskı
Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tazyik
baskı
Otu arabayla taşırken kullanılan ağa
baskı
Bası sayısı
baskı
Karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu
baskı
Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tazyik: "Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık."- N. Cumalı
baskı
Bir eserin basılış biçimi veya durumu
baskı
Bir eserin basılış biçimi veya durumu: "Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı."- A. Ş. Hisar
baskı
Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu
baskılanmış
Избранное