ayran

listen to the pronunciation of ayran
Турецкий язык - Английский Язык
(Gıda) buttermilk drink
airan, a drink made of yogurt and water
buttermilk

Do you have some buttermilk? - Biraz yayık ayranın var mı?

Do you have some buttermilk? - Biraz ayranın var mı?

drink made of yoghurt and water
ayran gönüllü: (someone) who tends to fall in love quickly
ayranı kabarmak: 1
(Gıda) diluted salted yoghurt drink
ayranı yok içmeye, atla/tahtırevanla gider sıçmaya: vulg. He loves to show off, even though he is poor
to be sexually aroused
ayran ağızlı: stupid
ayran budalası/delisi: simpleton
ayran budalası
Buttermilk is foolish
ayran gönüllü
Volunteer buttermilk
ayran ağızlı
bumpkin
ayran ağızlı
slang stupid
ayran budalası/delisi
simpleton
ayran gönüllü
(someone) who tends to fall in love quickly
ayır
break into
Ayır
allocate

Allocate a room for research purposes. - Araştırma amaçları için bir oda ayırın.

ayır
segregate
ayır
disjoin
ayır
discriminate

Subtle differences in tone discriminate the original from the copy. - Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.

ayır
sever from
ayır
demarcate
ayır
{f} abstract
ayır
{f} allocated
ayır
{f} parted
ayır
{f} parting
ayır
{f} spare

Because they had no time to spare, they hurried back to town. - Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.

Do you have much time to spare? - Ayıracak çok zamanın var mı?

ayır
{f} separating

English is one language separating two nations. - İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.

Why is politics separating us, when we ourselves know who is good and who isn't? - Kimin iyi olduğunu ve kimin olmadığını biz kendimiz bildiğimizde politika neden bizi ayırıyor?

ayır
set apart
ayır
allocate to
ayır
{f} separated

The policeman separated the two men who were fighting. - Polis kavga eden iki adamı ayırdı.

The mother separated the fighting children. - Anne dövüşen çocukları ayırdı.

ayır
{f} discriminating
ayır
{f} detached
ayır
{f} disconnected

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

ayır
{f} abstracted
ayır
split into

Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK? - Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.

ayır
{f} earmark

They earmarked enough money for research work. - Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.

ayır
break down into
ayır
{f} reserve

I'd like to reserve a seat on this train. - Bu trende yer ayırtmak istiyorum.

I reserved my hotel room three weeks in advance. - Otel odamı üç hafta önceden ayırttım.

ayır
spaced at
ayır
cut into
ayır
detach

I didn't detach them. - Ben onları ayırmadım.

ayır
{f} spaced
ayır
{f} separate

What separates Guangdong from Guangxi? - Guangdong'u Guangxi'den ne ayırıyor?

It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness. - Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.

ayır
{f} isolated
ayır
differentiate

We must be able to differentiate between objects and situations. - Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.

ayır
{f} segregated
ayır
{f} resolving
ayır
{f} disconnecting

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

ayır
{f} reserved

I reserved my hotel room three weeks in advance. - Otel odamı üç hafta önceden ayırttım.

We have reserved a lot of food for emergencies. - Acil durumlar için bir sürü yiyecek ayırdık.

ayır
make disjoint
ayır
{f} sparing

Would you mind sparing me thirty minutes of the day? - Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?

ayır
sever

I removed her number after severing our friendship. - Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.

ayır
make disconnected
ayır
disconnect

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

Disconnect the power cable from the modem, wait for approximately one minute, then reconnect the cable. - Enerji kablosunu modemden ayır, yaklaşık bir dakika bekle, sonra kabloyu tekrar bağla.

ayır
isolate
ayır
separate into
ayır
{f} part

After ten years as business partners, they decided to part ways. - İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.

These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

ayır
unstuck
ayır
distinguished

These machines are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu makineler, özellikle yüksek kaliteli işçilik ile ayırt edilir.

The original and the copy are easily distinguished. - Orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.

ayır
uncouple
ayır
zoning
ayır
unsphere
ayır
allocateto
ayır
sunder
ayır
setapart
ayır
secluded
ayır
separateinto
ayır
seclude
ayır
disengaged
ayır
disengage
ayır
(Biyoloji) dissect

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

ayır
splitinto
ayır
disarticulate
ayır
differentiated
ayır
unstick
ayır
disjoined
ağzı açık ayran delisi gibi bakmak
to stare like a stuck pig
ağızı açık ayran delisi
halfwit, simpleton
imansız ayran
(Konuşma Dili) ayran made from skim milk
ayran
Избранное