ayrılış

listen to the pronunciation of ayrılış
Турецкий язык - Английский Язык
{i} departure

Tom postponed his departure for three days. - Tom ayrılışını üç gün erteledi.

Do you know why he put off his departure? - Ayrılışını niçin ertelediğini biliyor musun?

separation, departure
separation
quit
going
ayrılış acısı
wrench
ayrılış tarihi; tedarik günleri; hizmet dışı bırakma; Dışişleri Bakanlığı; disk
(Askeri) date of separation; days of supply; denial of service; Department of State; disk operating system
ayır
break into
Ayır
allocate

Allocate a room for research purposes. - Araştırma amaçları için bir oda ayırın.

ayır
make disjoint
ayır
sever from
ayır
{f} abstract
ayır
{f} allocated
ayır
{f} parted
ayır
{f} parting
ayır
{f} spare

Because they had no time to spare, they hurried back to town. - Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.

Since there wasn't much time to spare, she took a taxi. - Ayıracak çok zamanı olmadığı için, taksiye bindi.

ayır
disjoin
ayır
{f} separating

Why is politics separating us, when we ourselves know who is good and who isn't? - Kimin iyi olduğunu ve kimin olmadığını biz kendimiz bildiğimizde politika neden bizi ayırıyor?

English is one language separating two nations. - İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.

ayır
{f} detached
ayır
{f} separated

Tom separated the items into three piles. - Tom eşyaları üç kümeye ayırdı.

The policeman separated the two men who were fighting. - Polis kavga eden iki adamı ayırdı.

ayır
{f} discriminating
ayır
{f} reserve

I'd like to reserve a seat on this train. - Bu trende yer ayırtmak istiyorum.

I reserved my hotel room three weeks in advance. - Otel odamı üç hafta önceden ayırttım.

ayır
{f} disconnected

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

ayır
{f} abstracted
ayır
split into

Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK? - Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.

ayır
{f} earmark

They earmarked enough money for research work. - Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.

ayır
break down into
ayır
segregate
ayır
set apart
ayır
allocate to
ayır
make disconnected
ayır
demarcate
ayır
discriminate

Subtle differences in tone discriminate the original from the copy. - Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.

ayır
{f} sparing

Would you mind sparing me thirty minutes of the day? - Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?

ayır
{f} part

I will love you for better for worse till death us do part. - Ölüm bizi ayırana kadar iyi ve kötü günde seni seveceğim.

After ten years as business partners, they decided to part ways. - İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.

ayır
{f} isolated
ayır
{f} spaced
ayır
{f} disconnecting

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

ayır
{f} reserved

We have reserved a lot of food for emergencies. - Acil durumlar için bir sürü yiyecek ayırdık.

We should have phoned ahead and reserved a table. - Önceden telefon etmeliydik ve bir masa ayırtmalıydık.

ayır
cut into
ayır
spaced at
ayır
detach

I didn't detach them. - Ben onları ayırmadım.

ayır
sever

I removed her number after severing our friendship. - Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.

ayır
disconnect

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

Disconnect the power cable from the modem, wait for approximately one minute, then reconnect the cable. - Enerji kablosunu modemden ayır, yaklaşık bir dakika bekle, sonra kabloyu tekrar bağla.

ayır
isolate
ayır
{f} separate

We must separate politics from religion. - Siyaseti dinden ayırmalıyız.

Our teacher separated us into two groups. - Öğretmen bizi iki gruba ayırdı.

ayır
differentiate

We must be able to differentiate between objects and situations. - Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.

ayır
{f} segregated
ayır
separate into
ayır
{f} resolving
ayır
distinguished

These machines are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu makineler, özellikle yüksek kaliteli işçilik ile ayırt edilir.

The original and the copy are easily distinguished. - Orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.

ayır
allocateto
ayır
zoning
ayır
sunder
ayır
uncouple
ayır
unsphere
ayır
disjoined
ayır
unstick
ayır
differentiated
ayır
disengaged
ayır
disarticulate
ayır
splitinto
ayır
(Biyoloji) dissect

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

ayır
seclude
ayır
separateinto
ayır
secluded
ayır
unstuck
ayır
setapart
ayır
disengage
Турецкий язык - Турецкий язык
Ayrılma işi veya biçimi: "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür / Madem ki böyle duygularım kaldı çok şükür."- Y. K. Beyatlı
Ayrılma işi veya biçimi
ayrılış
Избранное