Fiillerin hepsi bir nesneye ihtiyaç duyuyor değildir.
- Not all verbs require an object.
Tom özne ve nesne arasındaki farkı bilmez.
- Tom does not know the difference between a subject and an object.
Yolda duran garip bir cisim buldum.
- I found a strange object lying on the road.
Benim sol kulağımda yabancı bir cisim var.
- I have a foreign object in my left ear.
Amacım önerine itiraz etmek değil.
- I don't mean to object to your proposal.
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.
- From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
Kadınlar seks objeleri değiller.
- Women are not sex objects.
Nesneyi tarif edebilir misiniz?
- Can you describe the object?
Nesne, yanıp sönen ışıklar vererek, güneye doğru uçtu.
- The object flew away to the south, giving out flashes of light.
Erkekler amaçlarına ulaştı.
- The men achieved their objectives.
Pazarlama bölümü ve satış bölümü hedefleri mutlaka aynı değildir.
- The objectives of the marketing department and the sales department are not necessarily the same.
Ayaklanma, hedeflerine ulaşmakta başarısız oldu.
- The uprising failed to achieve its objectives.
Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.
- These hand-made articles differ in quality.
Bu eşyalar satılık değildir.
- These articles are not for sale.
Bu mallar gümrük vergisinden muaftır.
- These articles are all exempt from duty.
Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.
- His book became an object of criticism.
Gerekirse özel bir ücret ödeme konusunda herhangi bir itirazım yok.
- I have no objection to paying a special fee if it is necessary.
Grevler hakkında makaleler yazıyorum.
- I am writing articles about strikes.
Makale Fransızca yazılmış.
- The article was written in French.
Bu makalenin yazarı, ünlü bir eleştirmendir.
- The author of this article is a famous critic.
O, onun makaleyi yazmak için kullandığı bilgisayardır.
- That's the computer he used to write the article.
İsimler, zamirler, fiiller, sıfatlar, zarflar, makaleler, edatlar, bağlaçlar, ve ünlemler İngilizcede konuşma parçalarıdır.
- Nouns, pronouns, verbs, adjectives, adverbs, articles, prepositions, conjunctions, and interjections are the parts of speech in English.
Lütfen dersle ilgisi olmayan her şeyi çantana koy.
- Please place all articles not related to the lesson inside your bag.
Çantasında çeşitli şeyler var.
- There are a variety of articles in her purse.
Sözleşme maddesini yine oku.
- Read the article again.
Japonya umarım anayasasının 9. maddesine uyar.
- I hope that Japan will abide by Article 9 of her Constitution.
Dehşet veren bir şeydi.
- It was an object of terror.
Aslında beni hiç sevmiyorsun. Tek önem verdiğin şey matematik! Ne münasebet, seni seviyorum! Kanıtla! Peki. Sevdiğim şeyler A kümesi olsun...
- You don't really love me at all. You only care about your math stuff! Not at all, I do love you! Prove it! Okay. Let A be the set of the objects I love...
Tamamen objektif olmayabilirim.
- I may not be completely objective.
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.
- From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
a sales article.
... every object in the universe moves. We know all the moves of matter and energy. That's ...
... a six-mile wide object, likely an asteroid, ...