affetme

listen to the pronunciation of affetme
Турецкий язык - Английский Язык
{i} forgiveness

Dan begged Linda for forgiveness. - Dan Linda'nın affetmesi için yalvardı.

Forgiveness is a virtue. - Affetme bir erdemdir.

pardon

Tom asked his girlfriend to pardon him for forgetting her birthday. - Tom onun doğum gününü unuttuğu için onu affetmesini rica etti.

absolution
remission
affetmek
forgive

One of the toughest things in the world to do is forgive. - Dünyada yapacak en zor şeylerden biri affetmektir.

You have to forgive yourself. - Kendini affetmek zorundasın.

affetmek
pardon
affet
let off
affetmek
excuse

You'll have to excuse me. - Beni affetmek zorunda kalacaksın.

affet
condone

I certainly don't condone that. - Kesinlikle onu affetmem.

affetmek
forgivingness
affetmek
release
affetmek
(Politika, Siyaset) grant pardon for
affetmek
let off
affet
{f} forgiving
affet
forgave

Tom never forgave himself for hurting Mary the way he did. - Tom yaptığı tarz Mary'yi incittiği için kendini asla affetmedi.

You forgave me, didn't you? - Beni affettin, değil mi?

affet
remit
affet
{f} excuse

The teacher excused me for being late for class. - Öğretmen derse geç kaldığım için beni affetti.

My mother excused his mistake. - Annem onun hatasını affetti.

affet
absolve
affet
forgive

Please forgive me for opening your letter by mistake. - Yanlışlıkla mektubunu açtığım için lütfen beni affet.

Forgive them, for they know not what they do. - Onları affet, zira onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.

affetmek
condone
affet
absolved
affet
letoff
affet
forgiven

Tom still hasn't forgiven me. - Tom hâlâ beni affetmedi.

We have already forgiven you. - Biz zaten sizi affettik.

affetmek
{f} absolve
affetmek
disengage
affetmek
dismiss
affetmek
{f} remit
affetmek
to excuse, give leave
affetmek
overlook
affetmek
to pardon (a convict)
affetmek
to forgive (an act)
affetmek
to excuse (a person)
affetmek
absolve; release
affetmek
to forgive, to excuse, to pardon ; to discharge, to dismiss
affetmek
to dismiss, discharge (someone) from (his job or a duty). Affedersiniz. I beg your pardon./Excuse me./I'm sorry. Affetmişsin sen onu! (Konuşma Dili) Excuse me but you are wrong! Affetmişsiniz .... (Konuşma Dili) Excuse me but you are wrong.: Affetmişsiniz, öyle bir şey demedim. Excuse me but I didn't say that
cezasını affetme
indemnity
Турецкий язык - Турецкий язык
Bağışlama
Affetmek
affeylemek
affetmek
Görev veya işten çıkarmak
affetmek
Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek
affetmek
Bağışlamak
affetmek
(Osmanlı Dönemi) afv
affetme
Избранное