affäre

listen to the pronunciation of affäre
Немецкий Язык - Турецкий язык
n. e. a'fe: rı olay, sorun
[die] iş, mesele, konu, sorun; olay, vaka, hadise
n {a'fe: rı} e olay, sorun
Английский Язык - Турецкий язык

Определение affäre в Английский Язык Турецкий язык словарь

affair
{i} sorun, mesele, iş
affair
{i} ilişki

Korku değil, umut insan ilişkilerinde yaratıcı ilkedir. - Hope, not fear, is the creative principle in human affairs.

Onun iş ilişkileri iyi durumda. - His business affairs are in good shape.

affair
takıntı
affair
macera

Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı. - It was a very passionate love affair.

affair

Onun bu işle ile hiçbir bağlantısı yoktur. - He has no connection with this affair.

Öldüğün zaman, senin işlerine ben bakacağım. - I'll look after your affairs when you are dead.

affair
hadise
love affair
aşk macerası

Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı. - It was a very passionate love affair.

affair
maslahat
affair of
ilişkisine
affair
{i} olay

O, olaya karıştığını inkar etti. - He denied having been involved in the affair.

Onlar olayı araştıracak. - They are going to investigate the affair.

affair
iş/ilişki/mesele
affair
{i} mesele

Bütün mesele hakkında gizemli bir hava vardı. - There was an air of mystery about the whole affair.

Bütün bu mesele bana bir baş ağrısı veriyor. - This whole affair is giving me a headache.

affair
{i} k.dili. şey (makine/eşya)
affair
{i} gönül macerası
affair
{i} k.dili. olay, skandal
affair
{i} konu

Bu konu ile bir ilgim yok. - I have nothing to do with the affair.

İş hakkında konuşmak ister misin? - Do you want to talk about the affair?

affair
{i} şey

Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir. - He knows a lot about foreign affairs.

Итальянский Язык - Немецкий Язык

Определение affäre в Итальянский Язык Немецкий Язык словарь

affare
austeilen
affare
herumschlagen
affare
sich beschäftigen
affare
schnäppchen
affare
befassen
affare
auseinandersetzen