ağızdan

listen to the pronunciation of ağızdan
Турецкий язык - Английский Язык
1. orally, verbally. 2. by mouth
orally, verbally şifahen
oral
verbal
of or pertaining to the mouth
(Tıp) per os
verbally
(Diş Hekimliği) peroral
orally
word of mouth
ağız
{i} dialect
ağız
{i} mouth

She kissed him without shame, on the mouth. - Utanmadan onu ağızdan öptü.

They had better have kept their mouths shut. - Ağızlarını kapalı tutsalardı iyi olurdu.

ağız
{i} opening
ağızdan ağıza
by word of mouth, by rumor
ağızdan ağıza
from mouth to mouth
ağızdan ağıza dolaşmak
to go the rounds
ağızdan ağıza yayılmak
(for a rumor) to be spread by word of mouth
ağızdan doldurmalı silah
muzzle loader
ağızdan dolma
muzzle-loading
ağızdan lâf almak için söylenen söz
draw
ağızdan çıkan buhar
breath
ağız
{i} lip
ağız
{i} orifice
ağız
{i} jaw
ağız
{i} accent
ağız
dialect; regional accent
ağız
{s} oral

Having good oral hygiene is important. - İyi ağız hijenine sahip olmak önemlidir.

ağız
rim
ağız
port
ağız
(Dilbilim) vocational slang
ağız
jet
ağız
persuasive talk
ağız
junction
ağız
muzzle (gun)
ağız
intake
ağız
brim
ağız
(Askeri,Teknik) nozzle
ağız
register
ağız
(Dilbilim) variety
ağız
first milk
ağız
idiom
ağız
trap
ağız
outlet
ağız
foramen
ağız
beestings
ağız
maw
ağız
aditus
ağız
local language
ağız
inlet
ağız
rim, brim (of a cup or an opening)
ağız
cutting edge
ağız
intersection, corner (of roads)
ağız
keen edge
ağız
mouth or mouthlike opening (Zoology); jaws; opening
ağız
brink; muzzle
ağız
ventage
ağız
time: iki ağız twice. üç ağız three times
ağız
cutting edge, blade (of a knife)
ağız
mus. regional form
ağız
first milk, beestings, colostrum
ağız
{i} brink
ağız
{i} embouchure
ağız
{i} debouchment
ağız
vent
ağız
shibboleth
ağız
yap
ağız
potato trap
ağız
{i} gob
ağız
beestings,biestings
ağız
{i} chop
ağız
embouchure; gob
ağız
barrel end of a firearm; beak; chop
ağız
{i} kisser
ağız
facial feature above the chin and below the nose; stoma
ağız
bill
ağız
muzzle of a gun
ağız
muzzle (of a gun)
ağız
persuasive talk, forceful way of speaking
ağız
{i} jaws
ağız
counterbore
ağız
{i} beak
ağız
edge
ağız
os
bir ağızdan
in unison, with one voice
bir ağızdan
with one voice
hep bir ağızdan
at once
hep bir ağızdan
all together
hep bir ağızdan
in unison, with one voice, all together
hep bir ağızdan
with one voice
hep bir ağızdan
in unison

We all sang in unison. - Hep bir ağızdan şarkı söyledik.

hep bir ağızdan konuşmak
chorus
ikinci ağızdan
(deyim) at second hand
Турецкий язык - Турецкий язык
Yazılı olmayarak, sözle, sözlü, şifahi
ağızdan kaçmak
(deyim) Slip from somebody's mouth
ağızdan ağıza
Herkes birbirine söyleyerek
ağızdan dolma
Namlusu ağzından doldurulan (top veya tüfek)
ağız
Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı
Ağız
(Osmanlı Dönemi) DEM
Ağız
fem
Ağız
şive
Ağız
dehen
Ağız
gaga
Ağız
dudak
ağız
Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği: "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu."- S. F. Abasıyanık
ağız
Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü
ağız
Kez, kere, defa
ağız
Uç, kenar
ağız
Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü
ağız
Kez, kere, defa. Üslup, ifade özelliği: "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler."- T. Buğra
ağız
Yavrulayan hayvanın ilk sütü
ağız
Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap
ağız
Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü
ağız
Kesici aletlerin keskin tarafı: "Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı."- R. H. Karay
ağız
Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak
ağız
Kapların veya içi boş şeylerin açık yanı
ağız
Kesici aletlerin keskin yanı
ağız
Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
ağız
Üslûp, ifade özelliği
ağız
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk
ağız
Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı: "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı."- H. R. Gürpınar
ağız
Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği
bir ağızdan
Hep birlikte, beraberce, hep birden
ağızdan
Избранное