açmış

listen to the pronunciation of açmış
Турецкий язык - Английский Язык
opened
hungry

He whispered to me that he was hungry. - O, bana aç olduğunu fısıldadı.

Many people in the world are hungry. - Dünyada birçok insan açtır.

açmış, açılmış; ışıl ışıl
opened, open, brilliant
hunger

Many of the workers died of hunger. - İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.

Some people in the world suffer from hunger. - Dünyada bazı insanlar, açlıktan çeker.

(Bilgisayar) draw

The file cabinet drawers are open. - Dosya dolabı çekmeceleri açıktır.

Tom unlocked the drawer. - Tom çekmecenin kilidini açtı.

(Bilgisayar) bloom

Tulips will bloom soon. - Laleler yakında çiçek açacaklar.

The roses are blooming early this year. - Güller bu yıl erken çiçek açıyor.

(Bilgisayar) open it
(Tıp) fast

Keep your eyes open, it's going to happen fast. - Gözlerinizi açık tutun, hızlı olacak.

I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely. - Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.

oturum açmış
(Bilgisayar) logged in
tamamen açmış
full-blown
çiçek açmış
in bloom
çiçek açmış
abloom
{f} open

Don't sleep with the windows open. - Pencereler açık uyuma.

Tatoeba is open source. - Tatoeba açık kaynaklıdır.

unpack

Tom opened his suitcase and began unpacking. - Tom valizini açtı ve boşaltmaya başladı.

Tom is in the other room, unpacking boxes. - Tom diğer odada kutuları açıyor.

turn on

Please turn on the television. - Lütfen televizyonu aç.

I told you not to turn on the lights. - Sana ışıkları açmamanı söyledim.

{f} opening

Would you mind opening the window? - Pencereyi açar mısın?

Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout. - Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.

decompress
{f} unfurled
tune in on
unwind
{f} opened

He opened a checking account with the bank. - O, bankada bir çek hesabı açtı.

I opened the box and looked inside. - Kutuyu açtım ve içine baktım.

unfurl
unpin
clear off
unfold

Tom unfolded the newspaper and started to read it. - Tom gazeteyi açtı ve onu okumaya başladı.

Tom unfolded the letter and read it. - Tom mektubu açtı ve onu okudu.

uncover

We uncovered this arcane. - Biz bu gizemi açığa çıkardık.

He who uncovers the most dies the fastest. - Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.

unveil

The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow. - Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.

At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder. - Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.

{f} switching on
{f} unsealed
unseal
roll out
disclose

He disclosed his intentions. - O evlenme niyetini açıkladı.

No financial details were disclosed. - Hiçbir mali ayrıntı açıklanmadı.

switch on

Switch on the light. I can't see anything. - Işığı aç, bir şey göremiyorum.

He knows how to switch on the lamp. - O, lambayı nasıl açacağını biliyor.

famished

Tom seemed to be famished. - Tom çok aç görünüyordu.

Tom said that he was famished. - Tom Mary'nin çok aç olduğunu söyledi.

power#on
turn#on
expose

Dan rejected Linda's idea to expose everything to the press. - Dan, Linda'nın her şeyi basına açıklama fikrini reddetti.

Tom lifted up his shirt and exposed his belly. - Tom gömleğini yukarı kaldırdı ve karnını açtı.

power on
rol out
untwist
unbolt
switchon
unroof
{s} esurient
unbar
unmuffle
unscrew

Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary. - Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.

unclog

It's possible that Tom doesn't know how to unclog a sink. - Tom'un lavaboyu nasıl açacağını bilmemesi mümkündür.

Can you unclog the toilet? - Sen tuvaletteki tıkanıklığı açabilir misin?

greedy, covetous, insatiable
meld
{s} unfed
hollow
ravenous
hungry, empty, peckish; greedy, covetous haris
hungry person
needing to eat
greedy for
covetous; greedy
rollout
peckish
{s} covetous
untuck
{s} empty

I opened the box, but it was empty. - Kutuyu açtım fakat o boştu.

Tom opened the trunk and found it empty. - Tom bagajı açtı ve onu boş buldu.

unstop
turnon
unlock

Tom unlocked the front gate. - Tom ön kapının kilidini açtı.

Tom unlocked the car door. - Tom araba kapısını açtı.

unwreathe
starveling
uncap
fazla açmış
overblown
tamamen açmış
full blown
yelken açmış
under canvas
çiçek açmış
in blossom
çiçek açmış
blooming
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение açmış в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Yiyecek bulamayan
Gözü doymaz, haris
Çok istekli, çok hevesli
Yemek yeme gereksinimi olan veya yemesi gereken, tok karşıtı: "Aç ne yemez, tok ne demez."- Divanü Lügati't - Türk
Gözü doymaz, haris. Çok istekli, hevesli
Yemek yeme ihtiyacı olan veya yemesi gereken, tok karşıtı
Karnı doymamış olarak: "Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense."- O. Kemal
Yiyecek bulamayan kimse: "Ben hem öksüzüm, hem yetimim, hem de tam 23 saattir açım."- Y. K. Karaosmanoğlu
Karnı doymamış olarak
açmış
Избранное