açıklamasın

listen to the pronunciation of açıklamasın
Турецкий язык - Английский Язык
account

There are some unclear points in his account. - Onun açıklamasında bazı belirsiz noktalar var.

Sami's story fit Layla's account. - Sami'nin hikayesi Leyla'nın açıklamasına uyuyor.

açıkla
explain

He explained later how he made this decision. - Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.

Please explain the rules of soccer to me. - Lütfen bana futbolun kurallarını açıklayın.

açıkla
{f} explained

I explained the reason in detail. - Ben nedeni ayrıntılı olarak açıkladım.

Thunder has been explained scientifically, and people no longer believe it is a sign that the gods are angry with them, so thunder, too, is a little less frightening. - Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.

açıkla
{f} explaining

Tom has some explaining to do. - Tom'un yapacak biraz açıklaması var.

He had no difficulty explaining the mystery. - O, gizemi açıklamada zorluk çekmedi.

açıkla
elucidate
açıkla
{f} paraphrase

I don't understand this word. Could you paraphrase it? - Bu sözcüğü anlamıyorum. Onu açıklayabilir misin?

açıkla
{f} expounding
açıkla
{f} expounded
açıkla
got across
açıkla
get across
açıkla
{f} professing
açıkla
{f} professed
açıkla
profess

Professors should explain everything in detail, not be succinct and always tell students to go home and read their books. - Profesörler, her şeyi detaylı bir şekilde açıklamalılar, kısa ve öz olmamalılar ve her zaman öğrencilere eve gitmelerini ve kitaplarını okumalarını söylemeliler.

For a professional, he gave a poor account of himself in today's game. - Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.

açıkla
expound
açıkla
spit it out
açıkla
spit it out !
açıkla
speak
açıkla
premise
açıkla
premises
açıkla
justified
açıkla
justify
açıkla
say what you have to say!
açıklamasın
Избранное