-e rağmen

listen to the pronunciation of -e rağmen
Турецкий язык - Английский Язык

Определение -e rağmen в Турецкий язык Английский Язык словарь

-e rağmen
despite
-e rağmen
if
-e rağmen
no matter
-e rağmen
for all that
-e rağmen
for
-e rağmen
though
-e rağmen
in despite of
-e rağmen
inspite of
-e rağmen
after
-e rağmen
with
-e rağmen
while
-e rağmen
albeit
-e rağmen
for all
-e rağmen
despite of
-e rağmen
much as
-e rağmen
notwithstanding
-e rağmen
even if
-e rağmen
even though
-e rağmen
despite the fact
-e rağmen
albeit with
-e rağmen
to the contrary
-e rağmen
in the teeth of
-e rağmen
regardless of the fact t
-e rağmen
no matter that
-e rağmen
in spite of
-e rağmen
in defiance of
-e rağmen
in contrast with
rağmen
despite

Despite all his faults, everybody likes him. - Tüm hatalarına rağmen, herkes onu seviyor.

Despite the importance of sleep, its purpose is a mystery. - Uykunun önemine rağmen, onun amacı bir sırdır.

rağmen
although

Although he is young, he is very careful. - Genç olmasına rağmen, çok dikkatlidir.

Although rainforests make up only two percent of the earth's surface, over half the world's wild plant, animal and insect species live there. - Yağmur ormanlarının, dünya yüzeyinin sadece yüzde ikisini kaplamasına rağmen; vahşi bitki, hayvan ve bitki türlerinin yarısından fazlası orada yaşar.

rağmen
in spite of

A four-year-old American tourist was disappointed to realize that, in fact, the Sichuan province is not entirely made of spicy beef, in spite of its famously piquant cuisine. - Dört yaşındaki Amerikalı turist, aslında, Sichuan eyaletinin ünlü mayhoş mutfağına rağmen tamamen baharatlı sığır etinden yapılmamış olduğunu farkettiği için hayal kırıklığına uğradı.

Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood. - Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu.

rağmen
though

Though he is rich, he is not happy. - O zengin olmasına rağmen mutlu değil.

Though I am tired, I will work hard. - Yorgun olmama rağmen sıkı çalışacağım.

bütün bunlara rağmen
nevertheless

Nevertheless, I'm immensely proud. - Bütün bunlara rağmen, ben son derece gurur duyuyorum.

buna rağmen
nevertheless

We're quite insignificant, but awesome nevertheless. - Biz oldukça önemsizdik ama buna rağmen müthiştik.

I was very tired, but I was nevertheless unable to sleep. - Ben çok yorgundum ama buna rağmen uyuyamadım.

buna rağmen
still

She has a lot of faults. Still, I like her. - Çok hatası var. Buna rağmen onu severim.

All the same, we still need a scientific account of how exactly pains are caused by brain processes. - Buna rağmen, bizim hâlâ ağrıların beyin işlemleri tarafından tam olarak nasıl neden olduğu hakkında bilimsel bir açıklamaya ihtiyacımız var.

her şeye rağmen
for all that

I told her once and for all that I would not go shopping with her. - Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla alışverişe gitmedim.

She told him once and for all that she would not go to the movie with him. - Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla sinemaya gitmedim.

her şeye rağmen
regardless
rağmen
for all

For all his wealth, he was still unhappy. - Bütün servetine rağmen hâlâ mutsuzdu.

For all his riches he is not happy. - Bütün servetine rağmen o mutlu değildir.

rağmen
even though

Even though we tried hard, we couldn't beat Jane. - Biz sıkı çalışmamıza rağmen, Jane'i yenemedik.

Even though my friend was a vegetarian, I didn't tell him that the soup had some meat in it. - Arkadaşım bir vejetaryen olmasına rağmen, çorbada biraz et olduğunu ona söylemedim.

rağmen
while

While he likes English, he is weak in mathematics. - İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır.

rağmen
considering
rağmen
in despite of
buna rağmen
notwithstanding
bütün bunlara rağmen
even so
bütün bunlara rağmen
still
bütün bunlara rağmen
for all that
bütün bunlara rağmen
even then
bütün bunlara rağmen
despite all
e rağmen
in spite of

kara rağmen hakem maçı iptal etmedi.

sana rağmen
Although I
buna rağmen
still, notwithstanding
buna rağmen
for all that
buna rağmen
even so

The wine was very expensive, but even so he wanted to buy it. - Şarap çok pahalıydı, buna rağmen onu satın almak istedi.

buna rağmen
howbeit
buna rağmen
even then
engellere rağmen ilerlemek
worry along
hatalara rağmen başarmak
muddle through
hatalara rağmen başarıyla sıyrılmak
muddle along
her şeye rağmen
nontheless
her şeye rağmen
after all

You managed it after all. - Her şeye rağmen onu başardın

Tom didn't buy it after all. - Her şeye rağmen onu almadım.

her şeye rağmen
against all odds
her şeye rağmen
nonetheless

Nonetheless, she loved the children and was content with the work. - Her şeye rağmen, o, çocukları seviyordu ve işinden memnundu.

her şeye rağmen başarmak
muddle through
mesine rağmen
notwithstanding
rağmen
whilst
rağmen
altho

Although I trusted the map, it was mistaken. - Haritaya güvenmeme rağmen,o hatalıydı.

Although rainforests make up only two percent of the earth's surface, over half the world's wild plant, animal and insect species live there. - Yağmur ormanlarının, dünya yüzeyinin sadece yüzde ikisini kaplamasına rağmen; vahşi bitki, hayvan ve bitki türlerinin yarısından fazlası orada yaşar.

rağmen
in spite of, despite, in the face of, for all, nothwithstanding; although, though, tho'
rağmen
but yet
rağmen
after all

Despite our efforts, we failed after all. - Bütün çabalarımıza rağmen, sonuçta hepimiz başarısız olduk.

Tom didn't buy it after all. - Her şeye rağmen onu almadım.

rağmen
notwithstanding
rağmen
spite of

Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood. - Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu.

In spite of the sunny weather, the air was rather chilly. - Güneşli havaya rağmen, hava oldukça serindi.

rağmen
as
rağmen
but what
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение -e rağmen в Турецкий язык Турецкий язык словарь

RAĞMEN
(Osmanlı Dönemi) Aksine olarak, inadına, zıddına olarak, zoraki
rağmen
Karşın: "Bütün isteğime rağmen, gerçi bu çocuğa içimi dökmemiştim."- H. E. Adıvar
rağmen
Karşın
-e rağmen
Избранное