Tatoeba is open source.
- Tatoeba açık kaynaklıdır.
Twitter loves open source.
- Twitter, açık kaynağı sever.
I can barely keep my eyes open.
- Zar zor gözlerimi açık tutabiliyorum.
We need a clear definition of the concept of human rights.
- İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.
You must speak clearly in company.
- Şirkette açıkça konuşmalısın.
I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction.
- Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.
I obtained the painting at an auction.
- Bir açık artırmada tablo satın aldım.
It is definite that he will go to America.
- Onun Amerika'ya gideceği açık.
This drink's flavor is obviously that of tea.
- Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.
Logic is obviously your strong point.
- Mantık açıkça senin güçlü noktandır.
Does Tom really want me to be frank?
- Tom gerçekten açık sözlü olmamı istiyor mu?
He is an extremely frank person.
- O, oldukça açık sözlü bir kişidir.
Eventually, bleachers will be added.
- Sonunda açık tribün eklenecek.
Eventually, bleachers will be added.
- Sonunda açık tribün eklenecek.
Everybody was stunned.
- Herkesin ağzı açık kalmıştı.
Fadil found the door wide open.
- Fadıl kapıyı ardına kadar açık buldu.
Keep your eyes wide open!
- Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.
Tom wasn't very forthcoming about what happened with Mary.
- Tom Mary ile ilgili ne olduğu hakkında çok açık sözlü değildi.
Tom is very outspoken, isn't he?
- Tom çok açık sözlü, değil mi?
Tom is an outspoken person.
- Tom açık sözlü bir kişidir.
All the elements of a data structure are public by default.
- Bir veri yapısının tüm bileşenleri varsayılan olarak herkese açıktır.
A fan page is always public.
- Bir hayran sayfası her zaman herkese açıktır.
Dong Energy will build the world's largest offshore wind farm off the coast of Britain.
- Dong Enerji Britanya kıyılarında dünyanın en büyük açık deniz rüzgâr çiftliğini inşa edecek.
Turkey has a current account deficit this year.