This is the town I told you about.
- Bu sana bahsettiğim şehir.
In towns, speed is limited to 50 km/h.
- Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.
This is the biggest hotel in this city.
- O bu şehirdeki en büyük oteldir.
Tokyo is a very big city.
- Tokyo çok büyük bir şehirdir.
Traffic downtown is all backed up.
- Şehir merkezinde trafik sıkışıklığı var.
There are many hotels downtown.
- Şehir merkezinde çok sayıda otel var.
Tom was out of town last week.
- Tom geçen hafta şehir dışındaydı.
Tom is out of town again.
- Tom yine şehir dışında.
I could ask Tom to show you around town.
- Tom'un sana şehir merkezini gezdirmesini isteyebilirim.
Our office is located in the center of the town.
- Ofisimiz şehir merkezinde bulunuyor.
A big city is full of snatchers.
- Büyük şehirler kapkaççılarla doludur.
What is the difference between a bookshop in a small town and in a big city?
- Küçük şehirdekiyle büyük şehirdeki kitapçı arasındaki fark nedir?
This movement from rural to urban areas has been going on for over two hundred years.
- Kırsaldan şehir bölgelerine yapılan bu taşınma iki yüzyıldan daha fazla bir süredir devam etmektedir.
The Loch Ness monster is an urban myth.
- Loch Ness canavarı bir şehir efsanesidir.
I need to go to downtown.
- Şehir merkezine gitmeliyim.
Tom and Mary meet in downtown Boston once a month.
- Tom ve Mary ayda bir kez Boston'da şehir merkezinde buluşurlar.
Do you have a map of the downtown area?
- Şehir merkezi haritan var mı?
We should try that new restaurant downtown.
- Şehir merkezindeki şu yeni restoranı denemeliyiz.
I love downtown Boston.
- Şehir merkezindeki Boston'u seviyorum.
Please tell me which railway line to use from the airport to downtown.
- Havalanından şehir merkezine hangi demir yolu hattını kullanacağımı bana söyle lütfen.
I'm heading downtown.
- Şehir merkezine gidiyorum.
What platform does the downtown train leave from?
- Şehir merkezine giden tren hangi platformdan kalkıyor?
What number is the downtown train?
- Şehir merkezine giden tren hangi platformdan kalkıyor?