We're a bunch of old-schoolers.
The pupil was punished for smoking.
- Öğrenci sigara içtiği için cezalandırıldı.
The pupil was half asleep in class.
- Öğrenci sınıfta uyukluyordu.
Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it.
- Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor.
Few students know how to read Latin.
- Latince'nin nasıl okunacağını çok az öğrenci bilir.
Students should develop their reading skills.
- Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it.
- Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor.
Tom was about to get his learner's permit.
- Tom öğrencisinin iznini almak üzereydi.
You are a fast learner.
- Sen hızlı bir öğrencisin.
This student isn't rich, he won a scholarship to study abroad.
- Bu öğrenci zengin değil, o yurtdışında eğitim için bir burs kazandı.
Eileen was a very good student. She earned a scholarship to attend Syracuse University.
- Eileen çok iyi bir öğrenciydi. O Syracuse Üniversitesinde okumak için bir burs kazandı.
Tom was as excited as a schoolboy.
- Tom bir öğrenci gibi heyecanlıydı.
Today schoolboys are more naughty than earlier.
- Bugünkü erkek öğrenciler daha öncekilerden daha yaramazdırlar.
She showed me a picture of her mother as a schoolgirl.
- O bana annesinin bir kız öğrenci olarak resmini gösterdi.
Tom giggled like a schoolgirl.
- Tom bir kız öğrenci gibi kıkırdadı.
Tom is a graduate student.
- Tom master öğrencisi.
He is now a senior at Harvard.
- O, Harvard'da son sınıf öğrencisi.
Are you a senior high school student?
- Lise son sınıf öğrencisi misin?
She's a second grader.
- O ikinci sınıf öğrencisi.
Tom is a third grader.
- Tom üçüncü sınıf öğrencisi.
Tom was a medical student.
- Tom bir tıp öğrencisiydi.
He is a medical student.
- O bir tıp öğrencisidir.
He is an undergraduate in the law department.
- O, hukuk bölümünde bir üniversite öğrencisidir.
Toplam olarak takribî bin talebe var.
- Toplam olarak yaklaşık bin öğrenci var.
Talebe 256'nın karekökü on altıdır diye cevapladı.
- Öğrenci 256'nın karekökü on altıdır diye yanıtladı.