Telling lies is a very bad habit.
- Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.
She felt very bad that day.
- O, o gün çok kötü hissetti.
I am in a terrible dilemma.
- Çok kötü bir ikilemdeyim.
I think something terrible has happened to Tom.
- Sanırım Tom'a çok kötü bir şey oldu.
It would be unfair if we treated him so badly.
- Biz ona çok kötü davranırsak, haksızlık olur.
How's it going? Not too bad.
- Nasılsın? Çok kötü değil.
There is much evil in the world.
- Dünyada çok kötülük var.
Some people are evil.
- Bazı insanlar çok kötüdür.
The road is in a deplorable state.
- Yol çok kötü durumda.
The experiment resulted in a miserable failure.
- Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.
The weather was miserable yesterday.
- Hava dün çok kötüydü.