çivili

listen to the pronunciation of çivili
Турецкий язык - Английский Язык
(fractured bone) set with a pin
hobnailed
nailed together; nailed to
spiked
(shoe) furnished with spikes, furnished with cleats
spike
studded
{s} spiky
çivi
nail

Tom went to the hardware store to buy another hammer and some nails. - Tom bir çekiç daha ve bir miktar çivi almak için nalbura gitti.

The nail tore his jacket. - Çivi onun ceketini yırttı.

çivili ayakkabı
spikes
çivili kereste kancası
peavey
çivili sopa
prod
çivi
spike
çivi
tubercle
çivi
cotter
çivi
{i} tack
çivi
stud

Are these studless tyres? - Bunlar çivisiz lastikler mi?

çivi
hobnail
çivi
sports smash (in tennis); spike (in volleyball)
çivi
nail; peg, pin; tubercle, stud
çivi
pin (used to set fractured bones)
çivi
crampoon
çivi
{i} crampon
çivi
{i} wedge
çivi
treenail
çivi
GIB
çivi
spike, cleat (on the sole of a shoe)
çivi
nail (used to join two things together)
Турецкий язык - Турецкий язык
Çivi çakılarak yapılmış
Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü
Çivi ile bir yere tutturulmuş
Çivisi olan
Çivisi olan: "Bedevi kadınları altı iri çivili bir tür yarım çizme giyiyorlar."- R. H. Karay. Çivi çakılarak yapılmış: "Kapıcı odasındaki çivili bastonu aldım, fabrikayı dolaşmaya çıktım."- S. F. Abasıyanık. Çivi ile bir yere tutturulmuş. Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü
Çivi
(Osmanlı Dönemi) AVENGÂN
Çivi
mıh
çivi
Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum
çivi
Nesneleri sabitlemek ya da asmak için kullanılan, sivri uçlu ve başlı metal ya da ağaç çubuk
çivi
İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk
çivi
Kalkan balığının yüzeyindeki kemiksi oluşum
çivi
enseri
çivi
(Osmanlı Dönemi) mismar
çivi
Mısırı dış kabuğundan ayırmada kullanılan ucu sivri odun parçası
çivi
mukh
çivi
muh
çivi
mık
çivi
çocuklar tarafından, vıcık olmayan, hamur kıvamında çamur üzerinde oynanan bir oyun
çivili
Избранное