çevresinde

listen to the pronunciation of çevresinde
Турецкий язык - Английский Язык
around

I went with the women so that I could guide them around Nagasaki. - Nagasaki çevresinde onlara rehberlik edebilmem için kadınla birlikte gittim.

Doesn't it irritate you to see couples making out around town? - Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?

about, around, round
round
neck of the woods
about

The students around her were talking about the test. - Onun çevresindeki öğrenciler testten bahsediyordu.

They roamed about the forest. - Onlar ormanın çevresinde dolaştı.

peri-
in vicinity
around for
çevre
{i} environment

The destruction of the environment is appalling. - Çevrenin tahribi dehşet vericidir.

Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access. - Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

çevre
environmental

This house is environmentally friendly. - Bu ev çevre dostudur.

Industrialization of the region must be carried out very carefully to avoid environmental destruction. - Bölgenin sanayileşmesi çevresel tahribatı önlemek için çok dikkatli yapılmalıdır.

çevresinde dönüp dolaşmak
centre [Brit.]
çevresinde toplanmak
cluster round
çevre
{i} neighborhood

Her house is in the neighborhood of mine. - Onun evi benimkinin çevresindedir.

We all live in the same neighborhood. - Hepimiz aynı çevrede yaşamaktayız.

çevre
circle

We grew up within our family circle. - Ailemizin çevresinde yetiştik.

Tom has a wide circle of friends. - Tom'un geniş bir arkadaş çevresi var.

çevre
(Nükleer Bilimler) periphery
çevre
{i} compass
çevre
contour
çevre
ambient
çevre
circumference

How do you derive the length of the circumference? I've forgotten. - Çevrenin uzunluğunu nasıl çıkarırsınız? Ben unuttum.

çevre
{i} ambit
çevre
{i} society
çevre
{i} surrounding

You must assimilate into new surroundings. - Yeni çevreyi benimsemelisin.

Most castles have a moat surrounding them. - Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.

çevre
perimeter
çevre
{i} precinct
çevre
circles

The new jet circles the globe in twenty-four hours. - Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.

Money counts for much in political circles. - Politik çevrelerde para çok önemlidir.

çevre
environmental considerations
çevre
(Dilbilim) context
çevre
vicinage
çevre
environs
çevre
(Ticaret) commons
çevre
region

Industrialization of the region must be carried out very carefully to avoid environmental destruction. - Bölgenin sanayileşmesi çevresel tahribatı önlemek için çok dikkatli yapılmalıdır.

Despite the efforts of environmentalists, the deforestation of the region continues. - Çevrecilerin çabalarına rağmen bölgenin ormansızlaşması devam ediyor.

çevre
medium
çevre
(Askeri) proximity
çevre
frame
çevre
outskirts
çevre
locality
çevre
neigbourhood
çevre
neighbourhood

There are a lot of horses in my neighbourhood. - Çevremde bir sürü at var.

Mrs Ogawa is familiar with this neighbourhood. - Bayan Ogawa bu çevreyi iyi biliyor.

çevre
precincts
çevre
connexion
çevre
circuit
çevre
peripheral
çevre
(Bilgisayar) outboard
çevre
nearing
çevre
connection
çevre
(Tıp) setting
çevre
surroundings

Sunspots appear darker than their surroundings because they are a few thousand degrees cooler. - Güneş lekeleri birkaç bin derece daha serin olduğu için çevrelerinden daha koyu görünür.

I found it pretty hard to adjust to my new surroundings. - Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

çevre
(daire) radius
çevre
sphere
çevre
atmosphere

A strange atmosphere surrounds the visitor in this room. - Bu odada garip bir atmosfer ziyaretçiyi çevreliyor.

çevre
ambience
çevre
ecological
çevre
premises
çevre
adjacencies
çevre
{i} climate

ENERGY STAR is a U.S. Environmental Protection Agency (EPA) voluntary program that helps businesses and individuals save money and protect our climate through superior energy efficiency. - ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.

çevre
the environment
çevre
ecology

Ecology is the study of living things all around us. - Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.

eksen çevresinde dönen
rotary
eksen çevresinde dönmek
rotate
güneş çevresinde doğudan batıya dönen
direct
güneşin çevresinde dönen gezegen
primary planet
halatın baba çevresinde tam dönüşü
round turn
merkez çevresinde dönme
vortex
Çevre
(Tıp) orbiculus
çevre
purlieus
çevre
natural environment, environment; habitat
çevre
domain
çevre
perimeter, encompassing limits, periphery, circumference
çevre
surroundings, environs; vicinity, neighborhood: Çankırı çevresinde in the vicinity of Çankırı
çevre
monde
çevre
circle, group of people who share a common interest or pursuit
çevre
ambiance
çevre
milieu
çevre
surroundings; environs, environment; vicinity, neighbourhood; milieu, social surroundings, circle; people in one's circle; circumference, periphery, circuit
çevre
embroidered handkerchief. Ç
çevre
neighbourhood [Brit.]
çevre
surround

I found it pretty hard to adjust to my new surroundings. - Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

The surrounding hills protected the town. - Çevreleyen tepeler kasabayı korudu.

çevre
{i} vicinity

We've chosen a hotel in the vicinity of the museum. - Müzenin çevresinde bir otel seçtik.

There's a post office in the vicinity. - Bu çevrede bir postane var.

çevre
girth
çevre
(a person's) circle of friends and acquaintances
çevre
entourage
çevre
relation
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение çevresinde в Турецкий язык Турецкий язык словарь

çevre
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner
çevre
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
çevre
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit
çevre
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat
çevre
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner
çevre
Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesarî
çevre
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü
Çevre
etraf
çevre
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit
çevre
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst
çevre
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf
çevre
Aynı konu ile ilgili bulunan kimselerin tümü, muhit
çevre
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam
çevre
Sırma işlemeli baş örtüsü, mendil
çevre
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü; bunların oluşturduğu küçük grup, konteks
çevre
Sırma işlemeli mendil
çevresinde
Избранное