çakma

listen to the pronunciation of çakma
Турецкий язык - Английский Язык
Imitation, fake, reproduction, replica
pounding, nailing
die used in embossing or stamping
embossing; engraving; stamping
knock
1.striking, pounding, or driving (something)
(Argo) sham
(Argo) fake
pounding
flashing
çakmak
{i} lighter

He was playing with a lighter. - O, bir çakmakla oynuyordu.

Tom pulled a cigarette lighter from his pocket. - Tom cebinden bir çakmak çıkarttı.

çakmak
nail
çakma kapı
batten door
çakma kazık
raker pile
çakmak
notice
çakmak
{f} understand
çakmak
{f} drive
çakmak
device for lighting cigarettes
çakmak
{f} be aware of
çakmak
{f} ram
çakmak
{f} land

The landscape was cold and sharp as flint. - Peyzaj çakmak taşı kadar soğuk ve keskin.

çakmak
fail
çakmak
wink
çakmak
(Denizbilim) shine
çakmak
(Avcılık) lock
çakmak
pound
çakmak
savvy
çakmak
belt
çakmak
pocket lighter
çakmak
cigar lighter
çakmak
tumble
çakmak
clout
çakmak
cigarette lighter
Çakmak
knock in
boru çakma
pipe ramming
burç çakma makinası
(Askeri) bushing press bench
kazık çakma
piling
teleskopik çakma kazık
frankipile
teleskopik çakma kazık
franki pile
çak
savvy
çakmak
{f} flunk
çakmak
ground
çakmak
pitch
çakmak
beetle
çakmak
root
çakmak
tack down
çakmak
stick
çakmak
gaslighter
çakmak
{f} flash
çakmak
cigarette lighter, lighter
çakmak
{f} twig
çakmak
(dersten) be ploughed
çakmak
(sınav) spin
çakmak
{f} strike

I have a good mind to strike you for being so rude. - Sana çakmak için iyi bir düşüncem var,zira çok kaba davrandın.

çakmak
carry
çakmak
lighter, cigarette lighter
çakmak
hammer
çakmak
tack
çakmak
rumble
çakmak
steel for striking on a flint
çakmak
cotton on to
çakmak
be plowed
çakmak
drive in
Турецкий язык - Турецкий язык
Sahte, taklit, hakiki olmayan, orijinal olmayan
Deri hastalığı, yara, çıban
Evin önüne yapılan sundurmanın üstü
Çakmak işi
Vurup çakarak yapılmış kuyumcu işi, çukurlusuna dişi çakma, kabartmalısına da erkek çakma denir
Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı
çakma kapı
Genellikle iki kuşak üzerine tahtaların çivi ile tutturulması yöntemiyle yapılan basit kapı
ÇAK
(Osmanlı Dönemi) f. İyi, güzel, sıhhatli, şişman
Çakmak
(Osmanlı Dönemi) MIKDEHA
çak
Yarık, çatlak
çak
Yırtık, yarık
çak
Yırtma
çakmak
Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak
çakmak
Bir nevi kurabiye
çakmak
Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti
çakmak
Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak: "Genç kadın, hanımninesinin odasından çıkınca kibrit çakarak yürüdü."- P. Safa
çakmak
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası
çakmak
Sınavda başarısız olmak
çakmak
Anlamak, bilmek: "Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu?"- N. Araz
çakmak
Kabul edilmeyecek bir şeyi kurnazlıkla kabul ettirmek
çakmak
Parıldamak, ışık vermek: "Bütün gözler çakar şimşekler gibi parlıyordu."- A. Ş. Hisar
çakmak
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası: "Nasıl oldu bilmem, eğilip yakarken çakaralmaz çakmak kıvılcım çıkardı."- B. Felek. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti: "Yolun yören bir bak nasıl aydınlanır / Aşk uğruna çakabilsen çakmağı."- F. Halıcı
çakmak
Parasını aldı, tüydü."- S. F. Abasıyanık. İçki içmek
çakmak
Vurarak sokup yerleştirmek
çakmak
Vurarak sokup yerleştirmek. Çivi ile tutturmak: "İsa'nın ruhu eğer bugün içinden çıkmış olduğu yere inerek bu sahneyi görseydi, kim bilir patriklerini hangi oduna çakardı."- F. R. Atay
çakmak
Anlamak, bilmek
çakmak
İçki içmek
çakmak
Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni
çakmak
Kuruyunca kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı
çakmak
Sezinlemek, anlamak, farkına varmak
çakmak
Kazık çakıp hayvan bağlamak
çakmak
Çivi ile tutturmak
çakmak
Parıldamak, ışık vermek
çakmak
Sezinlemek, anlamak, farkına varmak: "Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım
çakmak
Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak
çakmak
Samsun'da, Abdal Deresi üzerinde, içme suyu temini amacıyla 1985-1988 yılları arasında inşa edilmiş bir baraj
çakmak
Saplamak
çakmak
Vurmak
çakmak
Saplamak: "Bir tanesi altısına yeterken, ben altı kurşunu bir tanesine çakıverdim."- A. Gündüz
çakma
Избранное