Определение çıktı в Турецкий язык Английский Язык словарь
- output
Last year's output of coal fell short of the standard.
- Geçen yılın kömür çıktısı standardın gerisinde kaldı.
I want you to redirect the output of this command into that file.
- Bu komutun çıktısını o dosyaya yeniden yönlendirmenizi istiyorum.
- (Ekonomi)output
- output , printout
- comp. output data, output
- throughput
- waste, waste product (from a factory)
- minus
- (Ticaret) outcome
- (Antika) hard copy
- output signal
- (Bilgisayar) output to
- thruput
- printed out
- grew to
- arose
A problem immediately arose.
- Aniden bir sorun ortaya çıktı.
The accident arose from a simple mistake.
- Kaza basit bir hatadan ortaya çıktı.
- turned out
Kathleen's statements turned out to be true.
- Kathleen'in ifadelerinin gerçek olduğu çıktı.
All my efforts turned out to be useless.
- Tüm çabalarımın yararsız olduğu ortaya çıktı.
- came out
But when I tried to turn the shower faucet, this black bubbly liquid came out.
- Ama ben duş musluğunu açmak için çalıştığımda, bu siyah kabarcıklı sıvı dışarı çıktı.
In 1853, the first blue jeans came out.
- İlk mavi kotlar1853'te piyasaya çıktı.
- readout
- çıktı almak
- Print out
- çıktı alanı
- output area
- çıktı aygıtı
- output device
- çıktı bilgileri
- output data
- çıktı bloğu
- output block
- çıktı delgisi
- output punch
- çıktı ekipmanı
- output equipment
- çıktı kanalı
- output channel
- çıktı kaydı
- output record
- çıktı kesimi
- output section
- çıktı modülü
- output module
- çıktı oluğu
- output channel
- çıktı programı
- output program
- çıktı sistemi
- output system
- çıktı sözleşmesi
- (Hukuk) output contraction
- çıktı sınırlamalı
- output limited
- çıktı tamponu
- output buffer
- çıktı tasarımı
- output design
- çıktı yazmacı
- output register
- çıktı yordamı
- output routine
- çık
- drop out of
- girdi çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar,Teknik) input output analysis
- girdi-çıktı
- (Askeri) i/o
- girdi-çıktı
- (Ticaret) input-output
- girdi-çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar) input-output analysis
- girdi/çıktı tablosu
- input/output table
- potansiyel çıktı
- (Ticaret) potential output
- standart çıktı
- (Bilgisayar) standard output
- çık
- (Bilgisayar) break
He took a walk before breakfast.
- O, kahvaltıdan önce bir yürüyüşe çıktı.
Tom sprang out of bed, threw on some clothes, ate breakfast and was out of the door within ten minutes.
- Tom, yataktan dışarı fırladı, bazı giysiler giyiverdi, kahvaltı yaptı ve on dakika içinde kapıdan çıktı.
- çık
- (Bilgisayar) escape
Her name often escapes me.
- Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.
Tom pointed to the fire escape.
- Tom yangın çıkışını işaret etti.
- çık
- {f} exit
Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
- Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.
Where is the emergency exit?
- Acil çıkış kapısı nerede?
- çık
- got out
Tom got out of prison after 30 years.
- Tom otuz yıldan sonra hapishaneden çıktı.
When I got out of prison, Tom helped me get back on my feet.
- Hapishaneden çıktığımda, Tom tekrar ayaklarımın üstünde durmama yardımcı oldu.
- çık
- {f} exited
Dan exited the train station at seven thirty.
- Dan 7.30'da tren istasyonundan çıktı.
Sami exited the underground parking lot.
- Sami yeraltı otoparkından çıktı.
- çık
- went forth
- çık
- go out
I can't go out because I have a lot of homework.
- Dışarıya çıkamam çünkü çok ödevim var.
I'm going to go out this afternoon.
- Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.
- çık
- move up
- çık
- emerge
The robber emerged from the darkness.
- Karanlıktan bir soyguncu ortaya çıktı.
Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
- Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.
- çık
- gone forth
- çık
- took off for
- çık
- go forth
- çık
- emanate
- çık
- take off for
- çık
- taken off for
- çık
- get out
By the time you get out of prison, she'll have been married.
- Sen hapishaneden çıkıncaya kadar o evlenmiş olacak.
They'll get out of class in forty minutes.
- Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.
- rüzgar çıktı
- wind output
- arpa ektim, darı çıktı
- (Konuşma Dili) I did not get what I expected./It was a disappointment
- ayak parmağım çıktı
- I dislocated my toe
- ayaz Paşa kol geziyor/kola çıkmış/çıktı
- (Konuşma Dili) It is freezing weather
- cari çıktı
- (Ticaret) current output
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) output to excel
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) outputto excel
- fiili nispi çıktı
- (Politika, Siyaset) effected rated output
- fiziki çıktı
- (Ticaret) physical output
- fırtına çıktı
- A storm came up
- girdi ve çıktı denetimi
- (Bilgisayar,Teknik) input and output control
- girdi çıktı/si çıktısı
- 1. intimate relations. 2. the ins and outs
- girdi-çıktı tablosu
- (Ticaret) input-output table
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- (Askeri) input/output
- girdi/çıktı anahtarlaması
- input/output switching
- girdi/çıktı anayolu
- input/output trunk
- girdi/çıktı aygıtları
- input/output devices
- girdi/çıktı denetim sistemi
- input/output control system
- girdi/çıktı denetimi
- input/output control
- girdi/çıktı dizgesi
- input/output system
- girdi/çıktı işlemcisi
- input/output processor
- girdi/çıktı kanalı
- input/output channel
- girdi/çıktı kapısı
- input/output port
- girdi/çıktı kesilmesi
- input/output interrupt
- girdi/çıktı kitaplığı
- input/output library
- girdi/çıktı oluğu
- input/output channel
- girdi/çıktı sistemi
- input/output system
- girdi/çıktı sınırlamalı
- input/output limited
- girdi/çıktı tamponu
- input/output buffer
- girdi/çıktı trafik denetimi
- input/output traffic control
- girdi/çıktı yazmacı
- input/output register
- girdi/çıktı yordamları
- input/output routines
- girdi/çıktı çizelgesi
- input/output table
- girdi/çıktı ünitesi
- (Askeri) input/output unit
- hacı sandığımızın haçı koynunda çıktı
- (Konuşma Dili) We were deceived at first by his appearance
- kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire
- (Konuşma Dili) She thinks she's too good to help with the work
- kolum çıktı
- I dislocated my arm
- not defteri için çıktı
- (Bilgisayar) output to notepad
- ok yaydan çıktı
- (Konuşma Dili) What's done is done; there's no turning back./The die is cast
- ok yaydan çıktı
- the die is cast
- sıfır çıktı
- zero output
- taslak çıktı
- (Bilgisayar) draft output
- word için çıktı
- (Bilgisayar) outputto word
- zıp diye all of a sudden, suddenly: Adam zıp diye karşıma çıktı. The fellow
- suddenly appeared in front of me
- çık
- quit
Sometimes, many problems and a lot of stress can lead you to quit your job. You must learn how to handle it quickly.
- Bazen çok sayıda sorun ve stres, işi bırakmanıza yol açabilir. Çabucak onunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.
Jane is very content with her job and has no desire to quit it.
- Jane işinden çok memnun ve çıkma arzusu yok.
- çık
- exeunt