Onun arabasının güzel bir cilası var.
- Her car has a nice polish.
Ayakkabılarım cilalanmalı.
- My shoes need polishing.
Polonya'ya Polonya dilinde Polska denilir.
- Poland is called Polska in Polish.
Polonya dili benim ana dilimdir.
- Polish is my native language.
Derdimi anlatabilecek kadar Lehçe konuşurum.
- I speak a little Polish, just enough to make myself understood.
Bu Lehçe atasözü biliyor musun?
- Do you know this Polish proverb?
Polonyalı bir bayanla evlendim.
- I am married to a Polish woman.
Polonyalı kızlar, Justin Bieber'ın Polonya'ya gelmesini istemediler.
- Polish girls didn't want Justin Bieber to come to Poland.
Tom ayakkabılarını parlatmamı istedi.
- Tom asked me to polish his shoes.
Bir kirpiyi parlatmanın yolu yok.
- There's no way to polish a hedgehog.
Dışarı çıkmadan önce ayakkabılarını cilalamayı unutma.
- Don't forget to polish your shoes before you go out!
Tom ayakkabılarını cilalamak istedi.
- Tom wanted to polish his shoes.
Polonyalı kızlar, Justin Bieber'ın Polonya'ya gelmesini istemediler.
- Polish girls didn't want Justin Bieber to come to Poland.
Aslında Marie Curie Fransız değil, Polonyalıdır.
- In fact, Marie Curie is Polish, not French.