Tom sık sık kendisiyle çelişir.
- Tom constantly contradicts himself.
Lütfen sık sık sözümü kesmekten kaçınır mısınız!
- Could you please refrain from interrupting me constantly!
Sally saç stilini sürekli değiştiriyordu.
- Sally was constantly changing her hairstyle.
O, sürekli mektuplar yazıyor.
- She is constantly writing letters.
Sürekli olarak isimleri unutuyorum.
- I am constantly forgetting names.
Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.
- I'm constantly telling her to behave herself.
Daima kendi kendime lakırdı ederim.
- I constantly talk to myself.