Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.
- We stayed home for Christmas, so as to avoid heavy traffic.
O, zamanında varmak için koştu.
- He ran, so as to arrive on time.
Onlar ağır silahlı mıydı?
- Were they heavily armed?
Teşvik paketi ağır biçimde eleştirildi.
- The stimulus package was heavily criticised.
Dün çok yağmur yağdı.
- It rained heavily yesterday.
Çok yağmur yağdı ve dolayısıyla beyzbol maçı iptal edildi.
- It rained heavily, and consequently the baseball game was called off.
Aşırı derecede yağmur yağıyor.
- It is raining heavily.
Tom aşırı derecede nefes alıyordu.
- Tom was breathing heavily.
Ağır şekilde sakinleşmiştim.
- I was heavily sedated.
Bina yangında ağır şekilde hasar gördü.
- The building was heavily damaged by fire.
Ne kadar şiddetle kar yağarsa yağsın gitmek zorundayım.
- No matter how heavily it snows, I have to leave.
Şiddetle yağmur yağdığı için okula geç kaldık.
- We were late for school because it rained heavily.
his heavily muscled arms.