We love each other, but we don't make love anymore.
- Biz birbirimizi seviyoruz ancak artık sevişmiyoruz.
To make love is the world's most delicious thing.
- Sevişmek dünyanın en lezzetli şeyidir.
I love living with you.
- Sizinle yaşamayı seviyorum.
I no longer love you.
- Artık seni sevmiyorum.
All our teachers were young and loved teaching.
- Tüm öğretmenler gençtiler ve öğretmeyi sevdiler.
She is loved by everyone.
- O herkes tarafından sevilir.
I can't imagine loving anybody as much as Tom seems to love Mary.
- Tom'un Mary'yi seviyor göründüğü kadar çok birini sevmeyi düşünemiyorum.
It is pleasant to watch a loving old couple.
- Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.