Uzun zaman önce burada bir köprü vardı.
- Vor langer Zeit gab es hier eine Brücke.
Gökte gördüm bir köprü, Rengi var yedi türlü. Gökkuşağı.
- „Am Himmel sah ich eine Brücke, ihre Farben waren siebenerlei.“ – „Ein Regenbogen.“
Mülteciler köprünün altında saklandı.
- Refugees hid under the bridge.
Köprü ne kadar uzunmuş!
- How long that bridge is!
Köprü yapmak, maliyetin dışında, uzun sürecektir.
- Apart from the cost, it will take long to build the bridge.
Onlar her boş zamanlarında briç oynarlar.
- They play bridge every free moment.
Nasıl briç oynayacağımı bilmiyorum.
- I don't know how to play bridge.