belonging-to

listen to the pronunciation of belonging-to
الإنجليزية - التركية

تعريف belonging-to في الإنجليزية التركية القاموس.

belong to
ait olmak
own
sahip olmak

Tom her şeye kendi yoluyla sahip olmak zorunda. - Tom has to have everything his own way.

Kendi çocuklarından birine sahip olmak yerine bir çocuk evlat edinmeye karar verdiler. - They decided to adopt a child rather than having one of their own.

own
kendi

Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır. - It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.

Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum. - I perceive myself as my own god.

own
{f} -in sahibi/malı olmak: Do you own this house? Bu evin sahibi siz misiniz?
own
{s} kendisinin

Hiç kimse kendisinin düşmanı değildir. - Nobody is his own enemy.

Fadıl kendisinin karanlık yönünü keşfedecek. - Fadil will discover a dark side of his own.

own
{s} kendine özgü, özel, kendinin, kendi: her own book onun kendi kitabı. a character of its own kendine özgü bir şahsiyet
belong to
yararlı olmak
belong to
ilgili olmak
belong to
bağlı olmak
belong to
üyesi olmak
belong to
malı olmak (bir şey birinin)
belong to
uygun olmak
belong to
yeri olmak
belong to
mensup olmak
own
(Ticaret) risk kendi rizikosu
own
malı olmak
belong to
ait ol

Japonlar kendilerini ait oldukları grupla tanımlamak eğilimindedir. - The Japanese tend to identify themselves with the group they belong to.

Ona ait olmayan şeyi Cesar'dan almalıyız. - We must take from Cesar what does not belong to him.

belonging to
e  ait
own
itiraf etmek
own
tanımak

Robotların, kendi kararlarını verebilmelerine olanak tanımak tehlikeli olabilir; çünkü sahiplerine karşı çıkabilirler. - Allowing robots to take their own decisions can be dangerous, because they can turn against their owner.

belong to
a ait
belonging to
e ait
o'
o '
own
edin(mek)
belonging to
ait

Biz belgenin onun erkek kardeşine ait olduğu gözüyle baktık. - We regarded the document as belonging to her brother.

Fadıl park yerinde patronuna ait bir minibüs fark etti. - In the parking lot, Fadil noticed a van belonging to his boss.

belonging to
-e ait
own
teslim etmek
own
(Avrupa Birliği) kendi,öz
own
(sıfat) öz, kendisinin
own
{f} kabul etmek, itiraf etmek
own
{f} kabullenmek
own
dili tam ve doğru olarak itiraf etmek
الإنجليزية - الإنجليزية
own
belong to
be a part or adjunct; "the uniform looks like it belonged to a museum collection
belonging to
fitting to, owned by
belonging to
o'