Dış görünüşlere aldanmayın.
- Don't be fooled by appearances.
Ne yaparsak yapalım, iyi insanları kötü insanlardan dış görünüşlerine bakarak ayırmak imkansızdır.
- No matter how we try, it is impossible to distinguish good people from bad people by outward appearances.
İnsanları dış görünüşüyle yargılamayın.
- Don't judge a person by his appearance.
Dış görünüşlere aldanmayın.
- Don't be fooled by appearances.
Onun görünüşü ve davranışı beni ondan utandırdı.
- His appearance and behavior made me ashamed of him.
Naoto görünüş olarak babasına benziyor.
- Naoto takes after his father in appearance.
Ben nankör görünmek istemiyorum.
- I don't want to appear ungrateful.
Tom zayıf görünmek istemez.
- Tom doesn't want to appear weak.
Bir insanı görünümü ile yargılamayın.
- Don't judge a man by his appearance.
Onun görünümünü çekici bulurum.
- I find her appearance attractive.
Asla reddedemeyeceğin iki şey vardır, seks ve televizyona çıkmak.
- There are two things you never turn down: sex and appearing on television.
Onun görünmesi partiyi canlandırdı.
- His appearance animated the party.
Hikâye doğru görünüyor.
- The story appears to be true.
Görünen o ki kız başarısız oldu.
- She failed to appear.
Bir gökkuşağı belirmeden önce, hemen hemen yağmur durmuştu.
- Scarcely had the rain stopped before a rainbow appeared.
Karanlıkta bir şekil belirdi.
- A form appeared in the darkness.
Ne yaparsak yapalım, iyi insanları kötü insanlardan dış görünüşlerine bakarak ayırmak imkansızdır.
- No matter how we try, it is impossible to distinguish good people from bad people by outward appearances.
Dış görünüşlere aldanmayın.
- Don't be fooled by appearances.
Büyük bir adam görüntüsünü önemsemez.
- A great man doesn't care about his appearance.
İlk görüntüsünü bir müzisyen olarak yaptı.
- She made her first appearance as a musician.
Senin aniden ortaya çıkman beni şaşırttı.
- Your sudden appearance surprised me.
Aniden ortaya çıkmasına şaşırdım.
- I was surprised by his sudden appearance.
Bir insan her şeyden önce görünümü ile değerlendirilecektir.
- One will be judged by one's appearance first of all.
Naoto görünüş olarak babasına benziyor.
- Naoto takes after his father in appearance.
Bu kaçınılmaz gibi gözüküyor.
- This appears to have been inevitable.
Tom çok dindar gibi gözükmüyor.
- Tom doesn't appear to be very religious.
And God ... said, Let ... the dry land appear.
A great writer appeared at that time.
Judge not according to the appearance. --John. vii. 24.
The patient had a small bowel obstruction and there was no appearance until after the obstruction resolved.
And now am come to see . . . It thy appearance answer loud report. --Milton.
Will he now retire, After appearance, and again prolong Our expectation? --John Milton.
There was a strange appearance in the sky.
His sudden appearance surprised me.
With tact and management it would be possible to partially satisfy creditors, and keep up appearances for six months more.
The question of money always rears its ugly head in the matters of business.
Tom hasn't made an appearance yet.
- Tom hasn't yet made an appearance.
Tom hasn't yet made an appearance.
- Tom hasn't made an appearance yet.
... despite appearances stempel isn't a capital ...