Artık seni sevmiyorum.
- I don't like you anymore.
Artık onu sevmiyorum.
- I don't like him anymore.
Tom'un daha fazla sabuna ihtiyacı yok. Mary ona bir ömür boyu yetecek kadar sabun verdi.
- Tom doesn't need any more soap. Mary gave him enough to last a lifetime.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.
- Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Tom daha fazla düz durmaya dayanamıyor.
- Tom can't stand up straight anymore.
Daha fazla bakma, lütfen!
- Don't look at it anymore, please!
Şimdi başka sorulara cevap vermeyeceğim.
- I won't answer any more questions right now.
Başka sorunuz yoksa, şimdi gitmek istiyorum.
- Unless you have any more questions, I'd like to go now.
Bizim daha fazla gönüllüye ihtiyacımız yok ama biz biraz daha fazla para kullanabiliriz.
- We don't need any more volunteers, but we could use some more money.
Biraz daha yersem, hasta olacağım.
- If I eat any more, I'll be sick.
Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.
- We have to stop him from drinking any more.
Ben bu acıya artık dayanamıyorum.
- I can't stand this pain any more.
Daha çok öğrencinin gelmek istediğini sanmıyorum.
- I don't think any more students want to come.
Seni senin beni sevdiğinden daha çok sevmiyorum.
- I don't like you any more than you like me.
Seninle bundan sonra konuşmayacağım.
- I won't talk to you anymore.
Tom bundan sonra artık yalnız olmadığının farkında oldu.
- Tom became aware that he was no longer alone anymore.
He's no longer the wholesome Chamber of Commerce bigshot we used to know in the olden days, Doc, he's bad shit anymore.
They don't make repairable radios any more.
I don't like Braques any more than I like Picasso.
I just misspelled my own name! Could I be any stupider?.
... I'm not going to come to your party any more. ...
... issue of deep concern to us because we don't want to see any more violence in Iran, any ...