Benim onun kitaplığına erişimim var.
- I have access to his library.
Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
- Get both a phone and internet access in a single package!
Bana kayıtlarına giriş izni verdi.
- She gave me access to her records.
Polis yola girişi kısıtladı.
- The police restricted access to the road.
Dağın zirvesine erişmek zordur.
- Access to the mountaintop is difficult.
Tabii ki Başbakan'a erişmek zordur.
- Of course it's difficult to gain access to the Prime Minister.
Bu ışıltılı aksesuvar senin svetşörtüne uymuyor. Bunu dene!
- That glittering accessory doesn't go with your sweatshirt. Try this on!
Ben aksesuarlar olmadan çıplak hissediyorum.
- I feel naked without accessories.
Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.
- Everyone has the right of equal access to public service in his country.
Kablo olmadan internete ulaşmak mümkündür.
- It is possible to access the Internet without a wire.
Nedense benim e-postama erişemedim.
- For some reason I couldn't access my e-mail.
Havaalanına kolay erişimi olan bir yerde kalalım.
- Let's stay somewhere with easy airport access.
Piknik alanına kara yolu ile kolayca ulaşılabilir.
- The picnic area is easily accessible by road.
Yere kara yoluyla ulaşılamaz.
- The place is not accessible by land.
... in access to higher education and the help every hard working kid go to ...
... or having access to the earliest computers and stuff like that. ...