yuvarlamak

listen to the pronunciation of yuvarlamak
التركية - الإنجليزية
roll
to rotate, to roll; to roll up; (hesap, sayı) to round sth up; (içecek) to toss off, to down
trundle
bowl
to round, give (something) a circular or spherical shape
to roll (something) up
elide
round
toss off
slosh down
to roll (something) (along a surface)
to down (food, drink) quickly; to put away, pack away, or polish off (food) quickly
to send (someone) sprawling (to the ground)
belt down
to tell whopping big lies, tell whoppers
down
rotate
round off
toss
tumble
half adjust
yuvarla
cupping
yuvarlama
bowl
yuvarlama
rolling
yuvarlama
roll

The Easter Egg Roll is an annual event that is held on the lawn of the White House each Easter Monday. - Paskalya Yumurtası Yuvarlama Beyaz Saray'ın her Paskalya pazartesi günü çimde düzenlediği yıllık bir olaydır.

yuvarlama
round off
yuvarla
{f} trundle
yuvarla
{f} round

The earth is round, not flat. - Dünya yuvarlaktır, düz değil.

We bought a round table. - Biz bir yuvarlak masa aldık.

yuvarla
roll

A coin rolled under the desk. - Masanın altına madeni para yuvarlandı.

The ball rolled on the ground towards me. - Top yerde bana doğru yuvarlandı.

yuvarla
toss off
yuvarla
round off
yuvarla
{f} rounded

What's 5,814 rounded to the nearest thousand? - 5.814'ün en yakın bine yuvarlaması nedir?

ağzında yuvarlamak
jabber
ağzında yuvarlamak
slur over
ağzında yuvarlamak
slur
hendeğe yuvarlamak
ditch
yuvarla
tossoff
yuvarla
cup
yuvarla
round#off
yuvarla
toss#off
yuvarlama
trundle
yuvarlama
(Nükleer Bilimler) rounding
yuvarlama
rolling, trundling; rounding up
التركية - التركية
Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek: "Gel zaman git zaman, sanat tasaları futbol yuvarlağını öyle uzaklarda fırlatıp attı ki..."- B. R. Eyuboğlu
Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek. İnanılmayacak yalanlar söylemek
Hızla düşürmek, devirmek
Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek
İnanılmayacak yalanlar söylemek
Belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek
Hızla düşürmek, devirmek. İstekle ve çabucak yemek veya içmek: "Birbiri ardınca bilmem kaç şişe bira yuvarlamış."- A. İlhan
Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek
Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek: "... balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağıya yuvarlarız."- R. H. Karay
İstekle ve çabucak yemek veya içmek
(Osmanlı Dönemi) TEMRİG
(Osmanlı Dönemi) HEZK
(Osmanlı Dönemi) TEM'İK
yuvarlama
Gaziantep yöresine özgü küçük köftelerle yapılan bir yemek
yuvarlama
Yuvarlamak işi
yuvarlama
Bulgur ya da pirinç ve kıymayla yoğrulduktan sonra küçük küçük yuvarlanıp haşlanarak yapılan bir yemek
yuvarlama
Yuvalama
yuvarlamak
المفضلات