yuva

listen to the pronunciation of yuva
التركية - الإنجليزية
nest

At once the birds left their nests. - Derhal kuşlar yuvalarını terk ettiler.

Birds always return to their nests. - Kuşlar her zaman yuvalarına dönerler.

(Muzik) saddle
(Ticaret) kindergarten
mortice
playschool
(Bilgisayar) docs
mortise
lock cylinder
day-care center
hole
bearing
(Biyoloji) alveolus
well
gab
nide
nidus
housebote
(Bilgisayar) dock
recess
nursery school
collet
race
nursery
housing
rest
(Bilgisayar) holes
(Bilgisayar,İnşaat) bay
(İnşaat) support
scarf
burrow
den

No one can deny the fact that the earth is round. - Dünyanın yuvarlak olduğu gerçeğini kimse inkar edemez.

lair
(Otomotiv) casing
seat
(Anatomi) socket: göz yuvası eye socket
creche
holt
groove; slot; hole; mortise, socket
fireside
fold
nursery school, preschool
haunt
counterbore
home (for homeless or distressed people)
receptacle , slot , nest
hotbed
nest; lair, den, hotbed; socket; home; nursery school, playschool; crèche
hearth
den, lair (of criminals, ne'er-do-wells, etc.)
place where one lives; lair
day care center
hearth and home
hearthstone
socket

The new trendy way to drink vodka is to pour it directly into your eye socket. However, doing so could seriously damage your vision. - Votka içmek için yeni moda tarzı onu doğrudan göz yuvasına dökmektir. Ancak, böyle yapmak ciddi olarak görüşünüze zarar verebilir.

When he openly declared he would marry Pablo, he almost gave his grandmother a heart attack and made his aunt's eyes burst out of their sockets; however, his little sister beamed with pride. - O Pablo ile evleneceğini açıkça ilan ettiğinde, neredeyse büyük annesine kalp krizi geçirtecekti , halasının gözlerini yuvasından fırlattıracaktı fakat küçük kız kardeşi gururla baktı.

school for children between the ages of 3 and 5; burrow
den of a wild animal; nursery school
home

He visited a children's home in Texas. - Teksas'ta bir çocuk yuvasını ziyaret etti.

Men make houses, women make homes. - Erkekler ev yapar, kadınlar yuva yapar.

seat (of learning, etc.)
creep
nursing home
roof

A pair of falcons nests on the roof. - Bir çift şahin çatıda yuva yapıyor.

setting
rookery
cote
yuva (porsuk)
set
yuva alanı
nesting area
yuva açmak
gain
yuva değişikliği
(Bilgisayar) dock change
yuva donanım
(Bilgisayar) slot
yuva hatası
(Bilgisayar) socket error
yuva ile ilgili
nidal
yuva mahfazası
case housing
yuva numarası
(Bilgisayar) slot number
yuva yapmak
Nest, nidificate, nidify
yuva açmak
to make a groove, slot, hole, or socket (in)
yuva bozmak
break up a home
yuva bozmak
to break up a home
yuva durumu
(Bilgisayar) socket status
yuva geçme
cup joint
yuva kapağı
housing cover
yuva kapağı
housing cap
yuva kimliği
(Bilgisayar) dock id
yuva kurmak
a) to build a nest b) to set up a home
yuva kurmak
to set up housekeeping
yuva kurmak
settle down

Sami wanted to settle down. - Sami yuva kurmak istiyordu.

yuva okuyucusu
slot reader
yuva pulu
housing washer
yuva sayısı
(Bilgisayar) number of slots
yuva sevgisi
domestication
yuva tutucusu
housing retainer
yuva yapan (özellikle kuş)
nester
yuva yapma
nidification
yuva yapma içgüdüsü
homing insict
yuva yapmak
nidificate
yuva yapmak
nidify
yuva yapmak
homemake
yuva yapmak
to nest
yuva yapmak
nest
yuva yıkmak
break up a family
yuvalar
(Bilgisayar) slots
yuva yapmak
make its nest
kilidin yerleştiği yuva
The placement of the lock slot
en fazla yuva sayısı
(Bilgisayar) maximum sockets
evlenip yuva kurmak
marry and settle down
kargaların toplu yuva yaptıkları yer
rookery
mücevherin oturtulduğu yuva
collet
windows yuva hatası
(Bilgisayar) windows socket error
yuva yapmak
burrow
التركية - التركية
Genellikle ailenin oturduğu ev
Bir şeyin çok bulunduğu yer
Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer
Bir şeyin öğretildiği yer
İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu
Kuşların ve başka hayvanların yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar
Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu
Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk
Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer
Balıkesir yöresinde serseri ye verilen ad
(Osmanlı Dönemi) MAHFAS
lane
Yuva kavunu
Koyu renkli, kalın kabuklu, dayanıklı ve tatlı bir tür kavun
Yuva yapmak
yuvalamak
الإنجليزية - التركية

تعريف yuva في الإنجليزية التركية القاموس.

yuva kurmak
settle down
yuva
المفضلات