yarışmak

listen to the pronunciation of yarışmak
التركية - الإنجليزية
compete

Tom wants to compete again. - Tom tekrar yarışmak istiyor.

race

Do you seriously want to race me? - Cidden benimle yarışmak istiyor musun?

run
to race; to race against (each other)
emulate
to race; to compete, to contend
vie
contend
to compete, contest, contend, vie
contest
yarışma
competition

We should probably postpone the competition. - Biz muhtemelen yarışmayı ertelemeliyiz.

Tom won a prize in the spelling competition. - Tom yazım yarışmasında bir ödül kazandı.

yarışma
contest

Many students took part in the contest. - Çok sayıda öğrenci yarışmaya katıldı.

He wants to participate in the contest. - O, yarışmaya katılmak istiyor.

yarış
race

I am training hard so that I may win the race. - Ben, yarışı kazanabilirim diye sıkı eğitim yapıyorum.

The United States had won the race to the moon. - Amerika Birleşik Devletleri, aya yarışı kazandı.

yarışma
{i} rivalry
yarışma
{i} match

John represented his class in the swimming match. - John yüzme yarışmasında sınıfını temsil etti.

This soccer match is full of energetic and splendid competition. - Bu futbol maçı enerji dolu ve görkemli yarışmadır.

yarışma
{i} emulation
yarış
competition, competing, vying
yarışma
contest, competition
yarışma
{i} contestation
yarış
compete

A fast child may win the race, but even a slow child can compete. - Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.

I competed with him for the first prize. - Birincilik ödülü için onunla yarıştım.

yarışma
bout

The wrestler had his right leg broken in a bout. - Bir yarışmada güreşçinin sağ bacağı kırıldı.

yarışma
{i} meet

The athletic meet is an annual event. - Atletizm yarışması yıllık bir etkinliktir.

The athletic meet was put off until next week. - Atletik yarışma gelecek haftaya kadar ertelendi.

yarışma
{i} event

The diving competition is one of Mary's favorite events to watch in the Olympics. - Dalış yarışması Olimpiyatları izlemek için Mary'nin favori olaylardan biridir.

The athletic meet is an annual event. - Atletizm yarışması yıllık bir etkinliktir.

yarış
course
yarış
bout

The wrestler had his right leg broken in a bout. - Bir yarışmada güreşçinin sağ bacağı kırıldı.

zamanla yarışmak
race against time
zamanla yarışmak
against time
yarış
compete with

We can't compete with that. - Biz onunla yarışamayız.

Nobody can compete with that. - Hiç kimse onunla yarışamaz.

yarış
{f} contest

Many students took part in the contest. - Çok sayıda öğrenci yarışmaya katıldı.

Are you going to take part in the contest? - Yarışmaya katılacak mısınız?

yarış
racing

He knows better than to spend all his money on horse racing. - Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.

Boats were racing last night. - Tekneler dün gece yarışıyorlardı.

yarış
gymkhana
yarışma
tournament

Tom won the fishing tournament. - Balık avı yarışmasını Tom kazandı.

yarışma
gymkhana
yarışma
competing

I'm going to miss competing. - Yarışmayı kaçıracağım.

I love competing with Tom. - Tom'la yarışmayı seviyorum.

yarışma
racing

Tom started racing at the age of thirteen. - Tom on üç yaşında yarışmaya başladı.

yarış
racing track
yarışma
contest, competition: güzellik yarışması beauty contest
yarışma
fray
birbiriyle yarışmak
pit one thing against another
birbiriyle yarışmak
pit one person against another
yarış
vie
yarış
{i} run

She was strong enough to run a 10-mile race. - 10 millik bir yarışı koşmak için yeterince güçlüydü.

He is one of the candidates running for mayor. - Belediye başkanlığı için yarışan adaylardan biridir.

yarış
race; competition
yarış
race, contest of speed
التركية - التركية
Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak
Bir yarışmada başkalarından üstün olmak için çaba göstermek
Başkalarından üstün olmaya çalışmak, rekabet etmek
rekabet etmek
karşılaşmak
Yarış
müsabaka
Yarış
(Hukuk) KONKUR
Yarış
(Osmanlı Dönemi) SEBAK
Yarışma
yarışım
Yarışma
müsabaka
yarış
Yarışma, rekabet
yarış
Bir spor dalında genellikle ödül kazanmak amacıyla birbirini yenmeye çalışma, müsabaka: "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"- T. Buğra
yarış
Genellikle bir ödül kazanmak amacıyla birbirini yenmeye çalışma, müsabaka
yarışma
Yarışmak işi, müsabaka
yarışma
Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarışım, müsabaka
yarışma
Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet
yarışmak
المفضلات