yaş

listen to the pronunciation of yaş
التركية - الإنجليزية
age

He has a son of your age. - Senin yaşında bir oğlu var.

Wisdom does not automatically come with age. - Bilim yaş ile otomatik olarak gelmez.

wet

The paint on the seat on which you are sitting is still wet. - Oturduğun yerdeki boya hâlâ yaştır.

I used to wet the bed when I was small, but I grew out of it by the time I was seven. - Küçükken yatağımı ıslatırdım fakat yedi yaşına gelmeden önce vazgeçtim.

humid
dank
sappy
year; winter
fresh (fruit) (as opposed to dried)
tears (in a person's eyes): bir damla yaş a tear
slang alcohol, liquor, booze
tear

Tears came to my eyes. - Gözlerimden yaşlar geldi.

This song is so moving that it brings tears to my eyes. - Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.

slang bad, rough, tough
damp; moist
{i} year

When Justin Bieber started his music career, he was fourteen years old. - Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.

My father will soon be forty years old. - Babam yakında kırk yaşında olacak.

vintage
(Gıda) moisture
fresh

Fish like carp and trout live in fresh water. - Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşamaktadır.

Take a fresh look at your lifestyle. - Yaşam tarzınıza dikkatle bir göz atın.

new

John lives in New York. - John New York'ta yaşar.

Older people are often afraid of trying new things. - Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.

young

Sam is two years younger than Tom. - Sam Tom'dan iki yaş küçük.

She is five years younger than me. - O, benden beş yaş küçük.

in age
clammy
unseasoned
time of life

The best time of life is when we are young. - Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.

The best time of life is when you are young. - Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.

yaş günü
birthday

Next time I will celebrate my sixteenth birthday. - Bir dahaki sefere on altıncı yaş günümü kutlayacağım.

Today is my little brother's twenty-second birthday. - Bugün küçük erkek kardeşimin yirmi ikinci yaş günü.

yaş dökmek
shed tears
yaş kaç?
How many years?
yaş maya
yeast
yaş pasta
Birthday cake
yaş sebze
fresh vegetables
yaş (tahta)
unseasoned
yaş akıtmak/dökmek
to shed tears, cry, weep
yaş analiz
wet analysis
yaş ayırma
wet separation
yaş basım
wet printing
yaş buhar
wet steam
yaş dönümü
change of life
yaş dönümü
climacteric

Tom doesn't know the difference between climax and climacteric. - Tom dönüm noktası ile yaş dönümü arasındaki farkı bilmiyor.

yaş dönümüyle ilgili
climacteric
yaş farkı
disparity in age
yaş fiksaj
wet setting, crabbing
yaş galvanizleme
wet galvanizing
yaş grubu
age-group
yaş gömlek
wet liner
yaş gömlek
(Otomotiv) wet sleeve
yaş haddinden emekli etmek
superannuate
yaş halkası
annual ring
yaş hazırlama
wet dressing
yaş işlem
wet treatment
yaş kaşeleme
wet lamination
yaş kesen, baş keser
(Atasözü) A person who needlessly cuts down trees is a kind of murderer
yaş kondense
wet return
yaş küspe
wet pulp
yaş kırma
wet crushing
yaş mazı
oak apple
yaş odun
green wood, freshly cut wood
yaş pil
wet cell
yaş sıcaklık
wet-bulb temperature
yaş sınıfı
age class
yaş sınırı
age limit
yaş tahtaya basmak
to be cheated
yaş tahtaya/yere basmak
to be duped, be swindled, be taken in
yaş terbiye
wet finishing
yaş termometre
wet-bulb thermometer
yaş tiraj
wet printing
yaş yöntem
(Madencilik) wet system
yaş çekme
wet drawing
yaş çözümleme
wet analysis
yaş öğütme
wet grinding
orta yaş krizi
Mid-life crisis
13-19 yaş arasındaki genç
teenager
ilerlemek (zaman/yaş)
get along
orta yaş bunalımı
Mid-life crisis
yaş kaç
how old are you
ılık yaş pansuman
(Tıp) foment
20 yaş dişi
yirmi yaş dişi
20 yaş dişi
wisdom tooth
20 yaş dişleri
wisdom teeth
20 yaş dişleri
yirmi yaş dişi
45 yaş üstü bilgisayar ve internet eğitimi
computer and internet education for above 45 years of age
Ağaç yaş iken eğilir
(Atasözü) You can't teach an old dog a new trick
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak
cry one's eyes outcry one's heart out
aklın kemale erdiği yaş
full age
aktif yaş
active age
altı yaş olmak
(for a piece of business) not to be on a sound basis
ağaç yaş/taze iken eğilir
(Atasözü) Train a child while his mind is pliant
buzul çağı sonrası yaş
(Çevre) postglacial age
en iyi yaş
(Denizbilim) optimum age
fermi yaş teorisi
(Fizik) fermi age theory
fizyolojik yaş
(Pisikoloji, Ruhbilim) physiological age
fizyon-izi yaş tayini
(Jeoloji) fission-track dating
flor yaş tayini
(Jeoloji) fluorine dating
ileri yaş
eld
ilerlemiş yaş
advanced age

His advanced age prevents him from getting a job. - Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.

izotop ile yaş tayini
(Coğrafya) isotope dating
kronolojik yaş
(Pisikoloji, Ruhbilim) chronologic age
kurunun yanında/arasında yaş da yanar
(Atasözü) Sometimes the innocent suffer along with the guilty
nem çeken-yaş içeriği
(Gıda) hygroscopic-moisture content
nem çeken-yaş içeriği
(Gıda) hygroscopic moisture content
optimum yaş
(Denizbilim) optimum age
orta yaş
middle age
seyrek yaş halkalı ağaç
wide-ringed timber
temel yaş
(Pisikoloji, Ruhbilim) basal age
tuzlu-yaş
salty-wet
yirmi yaş dişi
anat . wisdom tooth
yirmi yaş dişi
wisdom tooth
yirmi yaş dişleri
wisdom teeth
التركية - التركية
Kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze
Nemli, ıslak
Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik."- M. Yesarî
Kötü, korkulu, zor
Ağlandığında gözlerden akan berrak sıvı, göz yaşı: "Ne olsa, önü sonu göz yaşı idi."- R. H. Karay
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin (II): "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder."- C. S. Tarancı
Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
Ağlandığında gözlerden akan berrak sıvı, göz yaşı
Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bu güne kadar geçirdiği zaman süresi
Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi
Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ
Nemli, ıslak: "Yaş ağaca balta vuran el onmaz."- Atasözü
Hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ: "Genç yaşında
Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb. nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
(Osmanlı Dönemi) ÇAĞ
meres
yaş pasta
Krem ve krema ile yaş meyvelerle yapılmış pasta
YAŞ TASHİHİ
(Hukuk) Çeşitli nedenlerle yanlış yazılmış olan doğum tarihinin düzeltilerek gerçek yaşın belirlenmesi; dava yoluyla olur
yaş baş
Hayatı boyunca kazanılan tecrübelerin ve görgünün tümü
yaş dönümü
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek azalması sonucu cinsel gücün azalması, andropoz
yaş dönümü
Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi, menopoz
yaş günü
Birinin doğduğu günün yıl dönümü
yaş haddi
Bir görevlinin görevinde kalmasına yasanın izin verdiği en ileri yaş
yaş kesim
Tabandan sızma veya toplanma suretiyle yer altından sulanan veya çoğu zaman yaş bir durumda olan arazi
yaş sebze
Taze sebze
yaş sınırı
Yaş haddi
yaş çayır
Bütün yaz mevsimi boyunca yaş ve rutubetli olan topraklarda gelişen, üç köşeli otlar ve sazların da bulunduğu tabiî çayır
yaş üzüm
Taze üzüm
yirmi yaş dişi
bakınız: akıl dişi
yaş
المفضلات