yılmak

listen to the pronunciation of yılmak
التركية - الإنجليزية
1. Be daunted by; be intimidated by
to dread, to quail; to be sick of
to be daunted by; to be intimidated by
sick of
be sick of
to be sick of
dread
be afraid of
quail
yıl
year

He has been in Japan for three years. - O üç yıldır Japonya'da.

There was a castle here many years ago. - Yıllar önce orada bir kale vardı.

yıl
(Bilgisayar) years

I saw a movie for the first time in two years. - İki yılda ilk kez bir film izledim.

He has been in Japan for three years. - O üç yıldır Japonya'da.

yıl
(Bilgisayar) yrs
yıl
(Bilgisayar) yr
yıl
twelvemonth
yıl
year sene
yıl
sun

This year New Year's Day falls on Sunday. - Bu yıl, Yeni Yıl Pazar gününe denk geliyor.

Tom and Mary woke up early to see the first sunrise of the year. - Tom ve Mary yılın ilk güneşinin doğuşunu görmek için erken uyandı.

yıl
period of 12 months
yıl
period of 365 days
التركية - التركية
Bir işten gözü korkup vazgeçmek
Bir işten gözü korkup vazgeçmek: "On beş dakika içinde onlar kadar yılmış, onlar kadar güçten kuvvetten kesilmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu
Bıkmak, usanmak
yıl
Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene: "Yıl 1919 / Mayısın on dokuzu / Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor."- C. S. Erozan
Yıl
sene

Gelecek sene Çince öğrenmek istiyorum. - Gelecek yıl Çince öğrenmek istiyorum.

Senede dört mevsim vardır: Bahar, yaz, güz ve kış. - Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.

yıl
Bir gezegenin güneş çevresindeki dolanım suresine o gezegenin adı ile kullanılarak yıl denir
yıl
Yer yuvarlağının, güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre: "Kırkı atlayalı birkaç yıl oldu."- H. E. Adıvar
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre
yıl
Ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene
yılma
Yılmak işi
yılmak
المفضلات