O çamaşır yıkamak zorunda.
- Er muss die Wäsche waschen.
Kirli çamaşırları yıkamak istedi.
- Er wollte seine schmutzige Wäsche waschen.
Hayır, çamaşırlarını bizim evde yıkamana izin veremem.
- Nein, ich kann dir nicht erlauben, deine Wäsche bei uns zuhause zu waschen.
O arabayı yıkamak zorunda.
- Er muss das Auto waschen.
Benim işim bulaşık yıkamaktır.
- My job is to wash dishes.
Arabayı yıkamak beklediğimizden daha uzun zaman aldı.
- Washing the car took longer than we expected.
Dün yıkanmak için nehire gittim.
- Yesterday I went to wash in the river.
Ben yemek yememizden önce yıkanmak isterim.
- I'd like to wash up before we eat.
Jane'in yıkanacak çok giysisi var.
- Jane has a lot of clothes to wash.