until; till

listen to the pronunciation of until; till
الإنجليزية - التركية

تعريف until; till في الإنجليزية التركية القاموس.

while
sırasında

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi. - While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.

Tom yürüyüş sırasında ayak bileğini burktu. - Tom sprained his ankle while hiking.

while
iken

Eşi ameliyatta iken, ben ona eşlik ettim. - I kept him company while his wife was in surgery.

Diğerlerinki bir kılıç iken, bir gladyatörün seçtiği silah topuzdur. - One gladiator's weapon of choice is the mace, while the other's is a sword.

while
olduğu halde
while
halbuki
unto
e kadar
unto
-e doğru
while
-e rağmen
while
-e karşın
while
esnasında

Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın. - Please do not talk to the driver while he's driving.

unto
bkz.to
unto
eski
while
süre

Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır. - While there is life, there is hope.

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

while
-iken
while
oysa
Until when? till when
{k} bak
while
iken, -ken: While he was in Antalya, Hülya stayed with her mother. O Antalya'dayken Hülya annesinde kaldı. Every morning while running
while
bağ

Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut. - Hold this while I tie my shoes.

Araba sürerken emniyet kemerini bağla. - Fasten your seat belt while driving.

while
(isim) zaman, vakit, süre
while
bazen

Bazen yeni şeyleri denemek iyidir. - It's good to try new things once in a while.

while
while boşa geçir
while
kadar

Biz kek yerken ve çay içerken gece geç saatlere kadar konuştuk. - We conversed until late at night while eating cake and drinking tea.

Neden yaptığımı bitirinceye kadar burada beklemiyorsun? - Why don't you wait here while I finish what I'm doing?

الإنجليزية - الإنجليزية
while
unto
until; till
المفضلات