tutarsız

listen to the pronunciation of tutarsız
التركية - الإنجليزية
{s} incoherent

That person's accent is incoherent to me. - O kişinin aksanı benim için tutarsız

Sami appeared to be pretty incoherent. - Sami oldukça tutarsız görünüyordu.

{s} inconsistent

Her actions are inconsistent with her words. - Hareketleri ile sözleri tutarsız.

His story is inconsistent in many places. - Hikayesi pek çok yerde tutarsız.

discursive
disconnected
double minded
desultory
wafer thin
rambling
disjointed
precarious
contradictory
inconsistent, incongruous; incoherent, disjointed
as thin as a wafer
choppy
inconsequential
conflicting
inconsistent, incoherent, inconsequent, contradictory, disconnected
unconnected
abrupt
contradictious
inconsequent
erratic
incongruous
unstable
unconformable
{s} wayward
variance
tutarsız ve anlaşılmaz konuşmak
maunder
التركية - التركية
Tutarlı olmayan, insicamsız: "Tutarsız her olayı, her davranışı alaturkadır diyerek doğuya yükledik."- N. Cumalı
Tutarlı olmayan, insicamsız
insicamsız
tutarsız
المفضلات