Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
- They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
- He sat on the bench and crossed his legs.
Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.
- You do not have to run fast.
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to catch up with Tom.
O, tüm ayak işlerini yaptı.
- He did all the legwork.
Bir bebek olarak dört ayak üzerinde emekler, sonra iki bacak üstünde yürümeyi öğrenir, sonunda yaşlılıkta bir değneye ihtiyacı olur.
- It crawls on all fours as a baby, then learns to walk on two legs, and finally needs a cane in old age.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
The old man was accompanied by his grandchild.
- Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.
My parents really love their grandchildren.
- Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.
The old man is always accompanied by his grandson.
- Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.
Kublai Khan is the grandson of Genghis Khan.
- Kubilay Han Cengiz Han'ın torunudur.
She has an equal number of grandsons and granddaughters.
- Onun eşit sayıda erkek ve kız torunları var.
I have a granddaughter about your age.
- Yaklaşık senin yaşında bir kız torunum var.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
My parents really love their grandchildren.
- Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.
... AND WE CAN HAVE A BALL, RUN UP THE WALL ...
... AND WE CAN HAVE A BALL, RUN UP THE WALL ...