Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
- He sat on the bench and crossed his legs.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.
- Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to catch up with Tom.
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to the station.
Oturdu ve ayak ayak üstüne attı.
- She sat down and crossed her legs.
Ayakları kırık sandalyeleri at.
- Throw away the chairs whose legs are broken.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
The old man was accompanied by his grandchild.
- Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
Tom is Mary's grandson.
- Tom Mary'nin erkek torunudur.
Kublai Khan is the grandson of Genghis Khan.
- Kubilay Han Cengiz Han'ın torunudur.
The old lady smiled at her granddaughter.
- Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.
She searched for her granddaughter who had been taken away.
- O kaçırılan torununu aradı.
An old man sat surrounded by his grandchildren.
- Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
... years -- it used to be the student loan program was run ...
... Now, one way to do it is to run like hell, you know. ...