temyiz

listen to the pronunciation of temyiz
التركية - الإنجليزية
appeal

They appealed the court's decision. - Mahkeme kararını temyiz ettiler.

The state appealed the verdict. - Devlet, kararı temyiz etti.

appellate
(Kanun) respondent
discernment
appellate procedure
distinguishing, discerning, recognizing
discernment; appeal
law appeal
supersedeas
(Hukuk) appeal [very general]
differentiate
the appeals
appeals to
appeals of
distinction
temyiz mahkemesi
appellate court
temyiz etmek
discern
temyiz kudreti
(Kanun) discretion
temyiz kurulu
(Kanun) board of appeal
temyiz mahkemeleri
appellate courts
temyiz mahkemesi
(Kanun) supreme court of appeals
temyiz mahkemesi
(Kanun) appeal court
temyiz mahkemesi
(Kanun) court of review
temyiz mahkemesi
(Kanun) court of chancery
temyiz başvuru müzekkeresi
(Kanun) certiorari
temyiz başvurusu yapmak
give notice of appeal
temyiz eden taraf
appellant
temyiz edilemez
(Kanun) impossible to appeal
temyiz edilemez
unappealable
temyiz edilmiş
(Kanun) appealed
temyiz edilmiş dava
(Kanun) appealed case
temyiz etme hakkı
(Ticaret) right of appeal
temyiz etmek
1. to distinguish, discern, recognize. 2. law to appeal (a case)
temyiz etmek
a) to discern b) to appeal
temyiz gerekçesi
(Kanun) ground of appeal
temyiz gücü
discretion
temyiz gücü
responsibility
temyiz hakkı
(Kanun) right to appeal
temyiz hakkı
(Kanun) the right of appeal
temyiz hakkından vazgeçme
(Kanun) waiver of right appeal
temyiz kabiliyeti/kudreti the ability
to distinguish between right and wrong
temyiz kudreti olmama
(Kanun) person under incapacity
temyiz kudreti yokluğu
(Ticaret) mental incapacity
temyiz kudretinden mahrumiyet
(Kanun) mental incapacity
temyiz mahkemesi
court of cassation
temyiz mahkemesi
supreme court
temyiz mahkemesi
chancery
temyiz mahkemesi
court of appeal
temyiz mahkemesi kararı
(Kanun) decision of the supreme court
temyiz müddeti
(Kanun) time for appeal
temyiz müracaatı
(Hukuk) lodge an appeal (to)
temyiz parası
(Ticaret) appeal bond
temyiz sebebi
(Kanun) reason for appeal
temyiz süresi
(Kanun) time for appeal
temyiz süresi
(Kanun) period for appeal
temyiz talebinin reddi
(Kanun) refusal of appellate request
temyiz veya istinaf mahkemesi
(Ticaret) court of appeal
temyiz yetkisini haiz makam
(Askeri) confirming authority
temyiz yolları
(Kanun) means of appeal
temyiz mahkemesi
superior court
Temyiz mahkemesi
appelate court
kabili temyiz
law appealable
karşı temyiz talebi
cross appeal
temyiz etmek
discriminate
temyiz mahkemesi
review
التركية - التركية
Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan kanuni yol: "Dama tıkıldım, ama temyizde beraat ettim."- A. Gündüz
Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan kanunî yol
Ayırt etme
(Osmanlı Dönemi) bir şeyi diğerlerinden seçip tarif etmek, ayırmak
TEMYİZ
(Osmanlı Dönemi) Yargıtay
TEMYİZ
(Osmanlı Dönemi) Gr: Belirsiz olan kelime ve sayıları belirli hale koymak. Meselâ: "İşrune dirhemen" (yirmi dirhem) ve "Retle zeyten" (Bir retl zeytin yağı) tâbirlerinde "dirhemen" ve "zeyten" gibi
TEMYİZ
(Hukuk) İyiyi kötüden ayırma
TEMYİZ
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi diğerinden seçip tarif etmek, ayırmak. Seçmek. İyiyi kötüden ayırmak
temyiz etmek
Verilmiş olan mahkeme kararına itiraz etmek
temyiz etmek
Ayırt etmek
temyiz etmek
Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden Yargıtayda incelenmesini istemek
الإنجليزية - التركية

تعريف temyiz في الإنجليزية التركية القاموس.

temyiz mahkemesi
doğruyu yanlıştan ayıran kuruldur
temyiz
المفضلات