senin

listen to the pronunciation of senin
التركية - الإنجليزية
thy

And if I lose thy love, I lose my all. - Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.

yours

This business plan of yours seems almost too optimistic. All I can say is I hope it's more than just wishful thinking. - Senin bu iş planı neredeyse çok iyimser görünüyor. Bütün söyleyebileceğim onun bir boş hayalden daha fazlası olduğunu ummamdır.

My opinion is similar to yours. - Benim görüşüm seninkine benzer.

thine
your

Is this your first visit to Japan? - Bu senin Japonya'ya ilk ziyaretin mi?

Was Ms. Kato your teacher last year? - Geçen yıl Bayan Kato senin öğretmenin miydi?

of you

This is true of you, too. - Bu da seninle ilgili gerçek.

Is he a friend of yours? - O, senin bir arkadaşın mı?

of thee
sen
you

Understanding you is really very hard. - Seni anlamak gerçekten çok zor.

If it hadn't been for you, he would still be alive. - Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.

senin adın ne
what is your name
senin ismin ne
what is your name
senin adına
for you
senin hakkında
about you
senin için
for you

Shall I cook dinner for you? - Senin için akşam yemeği pişireyim mi?

Potato chips are not good for you. - Patates cipsi senin için iyi değildir.

senin de
yours too

senin de hayırlı olsun.

senin gibi
like you

senin gibi birini istiyorum.

He, just like you, is a good golfer. - O, tam senin gibi, iyi bir golfçü.

I've been looking for a girl like you. - Senin gibi bir kız arıyorum.

senin olsun
is yours

çamaşır makinesi senin olsun.

Senin yerinde olsam
If I were you
senin anlayacağın
let's put it this way
senin anlayacağın
put it this way
senin bildiğini biliyorum
(deyim) your guess is as good as mine
senin bileceğin iş
(Konuşma Dili) be on your head
senin bileceğin iş
hard cheese
senin fikrin
what is your opinion
senin kız kardeşin nerede
where is your sister
senin rızana bağlı
subject to your consent
senin sorumluluğun
(Konuşma Dili) be on your head
senin sorumluluğun
It's your baby
senin sorunun ne?
what is the matter with you?
senin sıran
this is your turn
seçim senin
the choice is yours
sen
thee
sen
thou

I thought he loved you, but as it is, he loved another girl. - Ben onun seni sevdiğini sanıyordum, ama gerçekte, o başka bir kız seviyordu.

I just asked because I thought you would know. - Sadece senin bileceğini düşündüğüm için sordum.

karar senin
up to you
sen
ye
sen
are you

Why are you telling me about hippos all of the sudden? I don't see the connection between that and your twelve red goldfishes. - Birdebire su aygırlarını bana niçin anlatıyorsun? O ve senin on iki kırmızı akvaryum balığının arasındaki bağlantıyı anlamıyorum.

Are you Chinese or Japanese? - Sen Çinli misin yoksa Japon musun?

senin için
foryou
ben de senin kadar biliyorum
(deyim) your guess is as good as mine
dert benim, tasa senin mi
(Konuşma Dili) It's my worry; why are you fretting?
eti senin, kemiği benim
(Konuşma Dili) Be as rough as you want with him./Don't spare the rod! (said by a parent to a teacher or master workman)
o duvar senin, bu duvar benim
(Konuşma Dili) I was so drunk I couldn't see straight
o kapı/mahalle senin, bu kapı/mahalle benim dolaşmak
to wander around everywhere
orası senin, burası benim gezmek
to wander around constantly from place to place
saman elinse samanlık senin
(Konuşma Dili) You won't benefit at all from free food if you eat so much of it that you become ill
sıra senin
this is your turn
tam senin gibi
just like you
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف senin في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

Sen
Senator
sen
self

Hear all, see all, say nowt. Ate all, sup all, pay nowt. An if ever tha does anythin for nowt, mek sure tha does it for tha sen..

sen
Special Educational Needs A child is said to have a special educational need if he/she finds it more difficult to learn than most children of the same age
sen
See table at currency. See table at currency. the written abbreviation of Senator
sen
Since
sen
1,000
sen
Special Educational Needs Because of physical or sensory difficulties or due to behaviour or learning problems, some children have more difficulty in learning than average pupils All pupils are 'assessed' early in their school career and those who have particular difficulties may come within the SEN range Additional funds will be allocated following an annual audit of such children in each school
sen
Small Extension Node
sen
The unit of Japanese currency, equal to 1/100 yen
sen
One thousand
sen
Special Educational Needs This denotes any child that has been identified as having some form of educational need either as a result of learning difficulty (but not just because they are bilingual) or if they are deemed as particularly bright or gifted These children receive additional support either from within the school or outside agencies
sen
A coin worth one yen
sen
initiating an attack slightly before your opponent
sen
{i} money of account in Japan equalling 1/100 of a yen (used only for quotations and as a basis for exchange)
sen
conj since [< ME sethen < OE siþþan]
sen
A Japanese coin, worth about one half of a cent
sen
a fractional monetary unit of Japan and Indonesia and Cambodia; equal to one hundredth of a yen or rupiah or riel
sen
Special Educational Needs
التركية - التركية

تعريف senin في التركية التركية القاموس.

SENİN
(Osmanlı Dönemi) Taşı kazıyıp yonttuklarında dökülen parçaları
Senin gibi
(Osmanlı Dönemi) SENCİLEYİN
sen
Teklik ikinci kişiyi gösteren zamir
sen
Kuzeybatı Fransa'da önemli bir akarsu
sen
Fransa'nın nehirleri
sen
Japonya'da küçük para birimi
الإنجليزية - التركية

تعريف senin في الإنجليزية التركية القاموس.

sen
(Para) Brunei, Endonezya ve Malezya'nin ufak para birimi
sen
{k} senate, senator, senior
senin
المفضلات