sebep olmak

listen to the pronunciation of sebep olmak
التركية - الإنجليزية
cause

I didn't want to cause a scene. - Bir olaya sebep olmak istemedim.

We want to cause the least possible harm. - Biz mümkün olan en az zarara sebep olmak istiyoruz.

induce
bring about
lead to
provoke
incline
bring forth
stir up
incur
give
(deyim) bring along
give rise to
result in
(deyim) culminate in
inspire
to cause, to occasion
to bring about, cause
bring on
caused
brew
sebep ol
cause

An earthquake, 8.9 on the Richter scale, hits Japan and causes a massive tsunami. - Richter ölçeğine göre 8.9 şiddetinde bir deprem, Japonya'yı vurdu ve ağır bir tsunamiye sebep oldu.

It transpired that fire was caused by a careless smoker. - Yangına dikkatsiz bir sigara içicisinin sebep olduğu ortaya çıktı.

sebep ol
lead to

They believed it might lead to trouble. - Onun sıkıntıya sebep olabileceğine inanıyorlardı.

sebep ol
give rise to
sebep ol
given rise to
sebep ol
gave rise to
sebep ol
{f} caused

The accident was caused chiefly by the unpredictable weather. - Genellikle öngörülemeyen hava tarafından kazaya sebep olundu.

Some diseases are caused by a defective gene. - Bazı hastalıklara kusurlu bir gen tarafından sebep olunmaktadır.

sebep ol
made&
sebep olma
causation
Sebep olma
(Tıp) induction
sebep ol
occasion
التركية - التركية
Neden olmak, yol açmak
ettirmek
(Hukuk) TESEBBÜB
sebep olmak
المفضلات