sayısız

listen to the pronunciation of sayısız
التركية - الإنجليزية
{s} innumerable

The discovery of electricity gave birth to an innumerable number of inventions. - Elektriğin keşfi sayısız buluş icat etmiştir.

Muscle tissue consists of innumerable cells. - Kas dokusu sayısız hücreden oluşur.

{s} countless

There were countless stars in the sky. - Gökte sayısız yıldız vardı.

Countless people wait their turn in front of the butcher's. - Sayısız insan kasabın önünde sırasını bekliyor.

numerous

Dan tried to call Linda numerous times. - Dan, Linda'yı sayısız kez aramaya çalıştı.

I've been to Boston numerous times. - Sayısız kez Boston'a gittim.

untold
umptieth
countless, innumerable, numberless
beyond number
umpteenth
no end of
numerous, countless, innumerable, numberless, myriad
numberless
no end
uncounted
infinite

The number of words that a language has is finite but the number of sentences is infinite, which is quite interesting. You can make countless numbers of sentences. - Bir dilin sahip olduğu kelimelerin sayısı sonludur, ama cümlelerin sayısı sonsuzdur, ki o oldukça ilginçtir. Sayısız cümle yapabilirsiniz.

umpteen
limitless
unnumbered
myriad

The Way produces one, one produces two, two produces three, and three produces the myriad things. - Yöntem biri, bir ikiyi, iki üçü, ve üç sayısız şeyleri üretir.

indefinite
without number
multiplexed
innumerous
myriad of
scoreless
unlimited
sayı
count

There are three different types of people in the world: those who can count, and those who can't. - Dünyada üç tip insan vardır: sayı sayabilenler, ve sayamayanlar.

A lot of countries participated in the Olympic Games. - Çok sayıda ülke Olimpiyat Oyunlarına katıldı.

sayı
number

There are two zeros in the number 2010. - 2010 sayısında iki tane sıfır vardır.

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

sayı
issue
sayısız defa
heaps of times
sayısız kereler
times without numbers
sayısız kereler
umpteen times
sayı
quantity

The symbol X usually stands for an unknown quantity in mathematics. - X sembolü genellikle matematikte bilinmeyen sayıyı temsil etmektedir.

sayı
{i} cage
sayı
figure

Add up these figures. - Bu sayıları toplayın.

He will figure on inviting a lot of guests to the opening ceremony. - O, açılış törenine çok sayıda misafir davet etmeyi planlayacak.

sayı
score

Scores of people gathered in front of the Royal Palace. - Çok sayıda insan Royal Palace'nin önünde toplandı.

We lost by a score of three to one. - Bire karşı üç sayıyla kaybettik.

sayı
number, specified total of (people, things): Bunların sayısı yüzü geçmez. There's no more than one hundred of them
sayı
run

How many home runs did Tom hit? - Tom kaç tane sayı vuruşu yaptı?

He has a lot of ideas about running foreign workers. - Onun yabancı işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili çok sayıda fikirleri vardır.

sayı
tally
sayı
(Bilgisayar) numbers

Huge numbers of soldiers and civilians were killed. - Çok fazla sayıda askerler ve siviller öldürüldü.

Please add up the numbers. - Lütfen sayıları toplayınız.

sayı
volume

Up to what volume of Naruto comics do you own? - Hangi sayıya kadar olan Naruto çizgi romanlarına sahipsin.

sayı
(Ticaret) points
sayı
numeral
sayı
basket

There are few apples in the basket. - Sepette çok az sayıda elma var.

sayı
digit

How many digits does that number have? - O sayının kaç basamağı var.

Tom and others digitized about 200 books and put them online for free access. - Tom ve diğerleri yaklaşık 200 kitabı sayısallaştırdı ve onları ücretsiz erişim için internete koydu.

sayı
copy
sayı
goal

When you have few goals, you get older. - Az sayıda amacın olduğunda yaşlanırsın.

sayı
number, issue (of a newspaper, magazine)
sayı
number, unit in a numerical series
sayı
button
sayı
number , digit
sayı
sports point/points scored in a game; basketball basket; soccer goal
sayı
numerary
sayı
{i} point

Tom has a point here. - Bu konuda Tom pek de haksız sayılmaz.

sayı
{i} conversion
sayı
number, figure; number, issue; basket
التركية - التركية
Sayılmayacak kadar çok, pek çok: "Hünerli elleriyle halkımızın eli öpülesi sayısız çalışkan analarından biriydi."- N. Cumalı
Sayılmayacak kadar çok, pek çok
sayı
Bir çokluğu belirtmek için kullanılan birim
Sayı
sayı levhası
Sayı
nüsha
Sayı
adet
sayı
Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz
sayı
Gazete ve dergi gibi sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha
sayı
Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik
sayısız
المفضلات