sandık

listen to the pronunciation of sandık
التركية - الإنجليزية
chest

He brought a chest, in which there were very valuable goods. - İçinde çok değerli eşyaların bulunduğu bir sandık getirdi.

A friend in the market is better than money in the chest. - Piyasadaki bir arkadaş, sandıktaki paradan daha iyidir.

coffer
ark
bank; organization administering a fund; credit union
packing case
cashier's office, treasurer's office
hope chest, dower chest
(large) chest, trunk
box-like implement used for measuring sand or gravel
chest, coffer, box; crate; ballot box; bank; fund; cash department
crate

I don't know what is in the crate. - Sandıkta ne olduğunu bilmiyorum.

One crate is still missing. - Bir sandık hâlâ kayıp.

soapbox
strongbox, coffer
caisson (used as a foundation); cofferdam
box

When was the box opened? - Sandık ne zaman açılmıştı?

Tom is carefully stacking the boxes. - Tom sandıkları dikkatle yığıyor.

ballot box

The people will decide at the ballot box. - İnsanlar sandıkta karar verecek.

container
case
caseful
sandık düzmek
(for a young woman) to accumulate things for her hope chest
sandık emini
cashier, treasurer
sandık eşyası clothes, linens, etc
(kept in a hope chest)
sandık geçmesi
dovetail joint
sandık içinde
in the wood
sandık kiriş
box girder
sandık lekesi mark or stain made
by mildew (found on clothes or linens that have been left in a chest for a long time)
sandık odası
lumber room
sandık odası
glory hole
sandık odası storeroom, Brit
lumber room
sandık sepet
all of one's belongings
sandık yapım malzemesi
shook
sandıklar
chests
tahta sandık
ark
açık sandık
open caisson
kutsal emanetlerin saklandığı sandık
reliquary
kutu veya sandık dolusu
box
sepet sandık
1. trunk or chest made of basketwork covered in leather. 2. chests and boxes
yolcu vagonu sandık iskeleti
coach framework
التركية - التركية
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası
Yapılarda kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti
Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş
Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba
Taşpınar Halılarında kullanılan dikdörtgen çerçeveye verilen ad
Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası: "Köhne kitap sandıklarının başında kendi sahiplerinden başka kimseler görünmüyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu
Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu
Bir kurumda para alınıp verilen yer
(Osmanlı Dönemi) A'BA
(Osmanlı Dönemi) ULBE
sandık balığı
Sandık balığıgillerden, tropikal denizlerde yaşayan, vücudu çok kenarlı sert kemik plakalardan oluşan zırh ile kaplı, boyu yarım metre kadar olabilen bir balık (Lactophrys triqueter)
sandık balığıgiller
Sandık biçimi vücutları kemik plakalarla kaplı omurgalı hayvanlar sınıfı
sandık başkanı
Seçimlerde sandık kurulunun başkanlığına getirilen kimse
sandık emini
Hükûmet veznedarlığı
sandık eşyası
Saklanmak üzere sandığa konulan eşya
sandık kurulu
Seçimlerde bir sandık çevresinde oy verme işleminin düzenli yapılması işiyle görevli kimseler
sandık lekesi
Sandıkta havalandırmadan uzun süre saklanan eşyada oluşan pas renginde leke
sandık odası
Sandık, sepet gibi çeşitli ev eşyasının konulduğu küçük oda
sandık sepet
Ortada ne varsa
Sandıklar
sanadik
Sandıklar
(Osmanlı Dönemi) ULEB
sepet sandık
Sepet gibi, ince dallardan örülmüş ve çoğu meşin ile kaplanmış sandık
sandık
المفضلات