purpose, intent; ambition, aspiration; objective, goal

listen to the pronunciation of purpose, intent; ambition, aspiration; objective, goal
الإنجليزية - التركية

تعريف purpose, intent; ambition, aspiration; objective, goal في الإنجليزية التركية القاموس.

aim
{i} hedefleme

Sadece şöhreti hedeflemek yanlıştır. - It is wrong to aim at fame only.

aim
{i} nişan alma

Silahımla bir ayıya asla nişan almadım. - I have never aimed at a bear with my rifle.

aim
{i} erek
aim
hedef almak
aim
amaçlamak

Onlar toplumlarda huzursuzluk çıkarmayı amaçlamaktadır. - They aim to stir unease in societies.

Eğitim potansiyel yeteneklerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. - Education aims to develop potential abilities.

aim
{f} hedefle

O, hedeflediğimiz şey. - That's what we're aiming for.

Sadece şöhreti hedeflemek yanlıştır. - It is wrong to aim at fame only.

aim
hedef

Ülke ithalatını azaltmayı hedefliyor. - The country is aiming at decreasing its imports.

John onu vurduğunda, Tom silahını Mary'ye hedefliyordu. - Tom was aiming his pistol at Mary when John shot him.

aim
take aim nişan almak
aim
{i} gaye
aim
amaçla

Biz tüm amaçlarımıza ulaştık. - We have achieved all our aims.

O bir aktrist olmayı amaçladı. - She aimed to become an actress.

aim
emel
aim
{f} yöneltmek
aim
maksatsız
aim
aimless gayesiz
aim
nişan tahtası
aim
nişan/hedef
aim
{i} maksat
aim
(fiil) hedeflemek, nişan almak, kastetmek, niyet etmek, yöneltmek, doğrultmak, çalışmak ( e), fırlatmak (füze)
aim
(Askeri) NİŞAN ALMAK: Herhangi bir silah, mermi, bomba vesaireyi, hedefe isabet edecek şekilde tevcih etmek
aim
aim hedefle/nişan al
الإنجليزية - الإنجليزية
{i} aim
purpose, intent; ambition, aspiration; objective, goal
المفضلات