pek çok

listen to the pronunciation of pek çok
التركية - الإنجليزية
very much

We didn't talk very much. - Biz pek çok konuşmadık.

voluminous
most

Most snakes on this island are harmless. - Bu adadaki pek çok yılan zararsızdır.

What do most young Italian girls spend their time doing? - Pek çok genç İtalyan kızı zamanlarını ne yaparak geçiriyor?

galore
a world of
highly
too much

Lots of children in industrialised countries are too fat because they eat too much candy. - Endüstrileşmiş ülkelerdeki pek çok çocuk çok fazla şeker yemesi nedeniyle çok şişman.

multitudinous
countless

I've been to Boston countless times. - Pek çok kez Boston'a gittim.

Countless lives have been lost. - Pek çok hayat kayboldu.

a good deal
a great deal of

I have a great deal of work to do. - Yapacak pek çok işim var.

a good number of
copious
plenty of

I know that plenty of guys want to go out with you. - Pek çok çocuğun seninle dışarı çıkmak istediğini biliyorum.

We consulted plenty of people. - Pek çok insana danıştık.

far
plenty

There's plenty of stuff left. - Kalan pek çok şey var.

That's probably plenty. - O, muhtemelen pek çok.

a raft of
vast
no end
numerous
greatly
a areal quantity of
deluge
enormously
(Konuşma Dili) a whole lot of

Tom doesn't have a whole lot of time. - Tom'un pek çok zamanı yoktu.

I have a whole lot of ideas. - Benim pek çok fikirlerim var.

a spate of
a whole of
a great deal

I care a great deal for you. - Ben senin için pek çok dikkat ederim.

I have a great deal of work to do. - Yapacak pek çok işim var.

immensely
a great many

There are a great many forest fires in America. - Amerika'da pek çok orman yangını var.

Tom has collected a great many butterflies. - Tom pek çok kelebek topladı.

out and away
1. a great many; quite a few; a lot of. 2. a great deal, very much
superabundant
a great number of
myriad
immense
(Konuşma Dili) umpteen
horribly
far and away
ungodly
oodles of
lavish
horrible
{i} oodles
immeasurable
manifold
raft
million
without stint
overmuch
{s} mighty
most#beautiful
infinite

I love you in spite of your many, but so many, infinite mental problems. - Senin pek çok ama pek çok, bitmeyen zihinsel sorunlarına rağmen seni seviyorum.

{s} numberless
a whale of a lot
innumerable
pek çok defa
quite a lot
pek çok defa
quite a bit
pek çok işe yarayan
all-purpose
pek çok ve çeşitli
manifold
pek çok yeteneği olan
all-around
pek çok, sonsuz
many, infinitely
pek çok, çok sayıda
Many, many
pek çok dostu var
she has lots of friends
pek çok yönden
in many directions
(pek) çok
far
(pek) çok
plenty
pekçok
so many
içilecek şeylerden pek çok içme
thing to drink a lot of drinking
çok kutsal; pek kutsı
sacrosanct; many Kuts
bir şeye pek çok üzülmek
take something hard
التركية - التركية
Yeterinden fazla, bir hayli
sürü
tümen tümen
(Osmanlı Dönemi) HEZAR
nice nice
oluk oluk
sürü sürü
buram buram
kırk
binlerce
pek çok
المفضلات