parçalanmak

listen to the pronunciation of parçalanmak
التركية - الإنجليزية
decay
crumble
go to pieces
shatter
digest
shred
go into splinters
shiver
disrupt
come apart
break
to break into pieces, to break up, to smash, to disintegrate, to fragment; to wear oneself out
fly to pieces
disintegrate
fragment
go splinters
to be broken, smashed, torn, or pulled to pieces
rupture
smash
spall
break to pieces
break up
rend
crash
to wear oneself out trying to please someone
splinter
fall to pieces
crush
tatter
fallen to bits
wear oneself out
rive
break into pieces
decompose
breakdown
break up with
(Konuşma Dili) go for a burton
sever
break down
fly apart
split off
hackle
{f} split
parçala
break apart

They did not break apart easily. - Onlar kolaylıkla parçalamadı.

parçala
break down
parçalanma
{i} split
parçalanma
{i} rent
parçala
disjoint
parçalanma
(İnşaat) chipping
parçalanma
(Fizik) fission
parçalanma
fracture
parçalanma
deterioration
parçalanma
(Gıda,Teknik) degradation
parçalanma
{i} disruption
parçala
{f} tattered
parçala
{f} tatting
parçala
{f} fragmented

It looks like your hard disk is fragmented. - Sabit disk parçalanmış gibi görünüyor.

The fruit must be finely fragmented, before it can go into the press. - Meyve prese girmeden önce güzel parçalanmış olmalıdır.

parçala
tear to pieces
parçala
dismember

Sami's body was found dismembered. - Sami'nin cesedi parçalanmış olarak bulundu.

I don't know what's worse: being dismembered or suffocated. - Hangisi daha kötü bilmiyorum: parçalara ayrılmak veya boğulmak.

parçala
{f} tatter
parçala
{f} fragment

The priceless china shattered into fragments. - Paha biçilmez porselen parçalara ayrıldı.

It looks like your hard disk is fragmented. - Sabit disk parçalanmış gibi görünüyor.

parçala
{f} shred

Sami was torn to shreds by a cougar. - Sami bir puma tarafından parçalara ayrıldı.

Tom put a bag of shredded cheese into his shopping cart. - Tom alışveriş sepetine bir kutu parçalanmış peynir koydu.

parçala
tear down
parçalanma
laceration
parçalanma
cracking
parçalanma
smash
parçalanma
fragmentation
parçala
break#down
içi parçalanmak
to be cut to the heart
parçala
sliver
parçala
tear#down
parçala
disjointed
parçalanma
breakup
parçalanma
disintegration
parçalanma
smash up
parçalanma
dismemberment
parçalanma
schism
parçalanma
being torn
parçalanma
crash
parçalanma
split up
parçalanma
being broken
parçalanma
break-up, disintegration
parçalanma
{i} disjunction
parçalanma
dismember
yüreki parçalanmak/parça parça olmak
for one's heart to be wrenched (upon seeing something sad)
التركية - التركية
Başkasını mutlu etmek için elden gelen her şeyi yapmak, didinmek
Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak
Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak: "Rayların üstüne düşüp parçalanacaksın dedi, hem bak, herkes bizimle eğleniyor."- R. N. Güntekin
Parçalanma
inkısam
parçalanma
Parçalanmak işi
parçalanmak
المفضلات