onayla

listen to the pronunciation of onayla
التركية - الإنجليزية
approved

My mother finally approved of our plan. - Annem sonunda planımızı onayladı.

Both houses of Congress approved Jefferson's proposal. - Kongre'nin her iki meclisi Jefferson'un teklifini onayladı.

approve of

Father will never approve of my marriage. - Babam, evliliğimi asla onaylamayacak.

They don't seem to approve of the plan. - Planı onaylayacak gibi görünmüyorlar.

{f} approve

They don't seem to approve of the plan. - Planı onaylayacak gibi görünmüyorlar.

My mother finally approved of our plan. - Annem sonunda planımızı onayladı.

acknowledged
(Bilgisayar) confirm

I will confirm my plane reservation. - Uçak rezervasyonumu onaylayacağım.

You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator. - Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.

(Bilgisayar) check

Please endorse this check. - Lütfen bu çeki onayla.

(Bilgisayar) verify
{f} confirmed

The spokesman confirmed that the report was true. - Sözcü raporun doğru olduğunu onayladı.

Tom's doubts have been confirmed. - Tom'un şüpheleri onaylandı.

{f} attesting
{f} certified
avouch
validate
approbate
{f} validating

Validating an angry client's feelings is an effective way of defusing the situation. - Kızgın bir müşterinin duygularını onaylama durumun yatıştırılmasında etkili bir yoldur.

{f} validated
corroborate

Tom corroborated Mary's story. - Tom Mary'nin hikayesini onayladı.

{f} acknowledge

Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is. - Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

certify
probate
okay
confirming
onaylamak
ratify
onaylamak
confirm

I'd like to confirm my hotel reservation on May 5th. - Otel rezervasyonumunu 5 Mayıs'ta onaylamak isterim.

I'd like to confirm my reservation for the 30th. - 30'u için rezervasyonumu onaylamak istiyorum.

onaylamak
certify
onay
{i} confirmation

I have a reservation, my name is Kaori Yoshikawa. Here's my confirmation card. - Bir rezervasyonum var, benim adım Kaori Yoshikawa. İşte benim onay kartım.

Many relatives came to the confirmation. - Birçok yakınlar onay için geldi.

onay
{i} assent

Even Tom gave his assent. - Tom bile onayını verdi.

onaylamak
approve

The Senate acted quickly to approve the treaty with Britain. - İngiltere ile anlaşmayı onaylamak için Senato hızlı davrandı.

All the delegates voted to approve it. - Tüm delegeler, onu onaylamak için oy verdi.

onaylamak
{f} accept

You have to accept it. - Onu onaylamak zorundasın.

onaylamak
endorse
onaylamak
acknowledge

Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is. - Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

onaylamak
validate
onaylamak
{f} recognize
onay
{i} approve

I approve the suggestion. - Ben, öneriyi onaylıyorum.

My mother finally approved of our plan. - Annem sonunda planımızı onayladı.

onay
{i} OK
onay
acknowledgement
onaylamak
{f} authorize
onaylamak
approve of
onaylamak
corroborate
onaylamak
vise
onay
certify
onaylamak
{f} hear
onaylamak
verify
onay
(Tıp) concurrent validation
onay
countersign
onay
(Tıp) validation
onay
favor
onay
favour
onay
(Bilgisayar) check

Please endorse this check. - Lütfen bu çeki onayla.

onay
verification
onay
(Bilgisayar) approved by
onay
endorse

Please endorse this check. - Lütfen bu çeki onayla.

We certainly don't endorse that. - Kesinlikle onu onaylamıyoruz.

onay
(Kanun,Ticaret) attest
onay
(Kanun) absorption
onay
(Tıp) ongoing validation
onay
(Kanun) attestation
onay
recognition
onay
(Tıp) retrospective validation
onaylamak
give countenance to
onaylamak
(Kanun) legitimise
onaylamak
sustain
onaylamak
favour
onaylamak
(Kanun) legalize
onaylamak
(Kanun) legitimatise
onaylamak
seal
onaylamak
favor
onaylamak
ok
onaylamak
applaud
onaylamak
ok, ok
onaylamak
(Politika, Siyaset) endorsement
onaylamak
hold with
onaylamak
assent to
onaylamak
assent
onaylamak
(Politika, Siyaset) prove
onaylamak
countenance
onaylamak
pass
onay
homologation
onay
countenance
onay
approbation
onay
endorsement
onay
ratification
onay
endorsement in full
onay
okay
onaylamak
say the word
onaylamak
carry
onaylamak
approbate
onaylamak
accede
onaylamak
grant
onaylamak
sign on the dotted line
onaylamak
uphold
onaylamak
{f} legitimate
onay
{i} sanction

Tom will never sanction this. - Tom bunu asla onaylamaz.

It is necessary to obtain the sanction of the authorities to enter this building. - Bu binaya girmek için yetkililerin onayını almak gereklidir.

onay
approval

She wants her mother's approval. - O annesinin onayını ister.

With your approval, I would like to offer him the job. - Senin onayınla, işi ona teklif etmek istiyorum.

onay
validating

Validating an angry client's feelings is an effective way of defusing the situation. - Kızgın bir müşterinin duygularını onaylama durumun yatıştırılmasında etkili bir yoldur.

onaylamak
Approve, confirm; ratify, certify
onay
visa
onay
affirmation
onay
legitimation
onay
certification
onay
{i} backing
onay
confirm

I have a reservation, my name is Kaori Yoshikawa. Here's my confirmation card. - Bir rezervasyonum var, benim adım Kaori Yoshikawa. İşte benim onay kartım.

You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator. - Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.

onay
vise
onay
(Hukuk) ratification, certificate, imprimatur, approval
onay
approval, approbation, consent, assent, okay, OK
onay
indorsement
onay
acknowledgment
onay
{i} seal
onaylamak
{f} sanction
onaylamak
bear out
onaylamak
{f} okay
onaylamak
{f} indorse
onaylamak
{f} witness
onaylamak
to approve; to ratify; to certify
onaylamak
{f} affirm
onaylamak
lend countenance to
onaylamak
{f} visa
onaylamak
{f} countersign
onaylamak
smile on
onaylamak
{f} authorise
onaylamak
attest
onaylamak
homologate
onaylamak
legitimize
onaylamak
O.K
onaylamak
accept , approve
onaylamak
be recognizant of
onaylamak
{f} legitimatize
onaylamak
{f} vouch
onaylamak
to approve, to ratify, to applaud, to accept, to accede (to), to countenance, to okay, to OK
onaylamak
{f} stamp
onaylamak
{f} subscribe
onaylamak
(Hukuk) to approve, to ratify, to uphold
onaylamak
(deyim) go along
التركية - التركية

تعريف onayla في التركية التركية القاموس.

Onaylamak
kabul etmek
Onaylamak
tasdik etmek
onay
Uygun bulma, tasdik
onaylamak
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek: "Bu kitabın ahlak bozucu olduğunu elbet siz de onaylarsınız."- S. Birsel
onaylamak
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek
onaylamak
Denetlemek, doğrulamak
onayla
المفضلات