oluşturmak

listen to the pronunciation of oluşturmak
التركية - الإنجليزية
form

About 250 million years ago, the continents came together to form a supercontinent called Pangea. - Kıtalar yaklaşık 250 milyon yıl önce Pangea adında bir süper kıtayı oluşturmak için bir araya geldiler.

To form the plural in Esperanto, add a j to the singular. - Esperantoda çoğul oluşturmak için tekil isme j ekle.

constitute
create

I'm looking for someone to create a website. - Web sitesi oluşturmak için birini arıyorum.

The only way to lose weight is to create a caloric deficit by burning more calories than you eat. - Zayıflamanın tek yolu yediğinden daha fazla kalori yakarak bir kalori açığı oluşturmaktır.

compose
generate
forge
carve out
make up

Islam is the second largest religion in Denmark, of which its 210,000 believers make up 3.7% of its society. - İslam Danimarka'nın en büyük ikinci dini olup, onun 210.000 inananı toplumunun% 3.7'sini oluşturmaktadır.

to have been maken,to form, to constitute
to form, constitute
effectuate
to form, to constitute, to compose, to make up
comprise
(deyim) bring into being
(deyim) bring into existence
engender
build up
set off
put together
erect
build
spawn
alay oluşturmak
regiment
ekip oluşturmak
team up
strateji oluşturmak
strategize
çıkıntı oluşturmak
project
bilinç oluşturmak
create awareness
bütün oluşturmak
(deyim) make up
dayanak oluşturmak
underpin
kuyruk oluşturmak
queue
oluş
presence
oluş
(Dilbilim) process
oluş
existence

The earth came into existence about five thousand million years ago. - Dünya yaklaşık beş bin milyon yıl önce oluştu.

In 1989, the extremely famous Eiffel Tower celebrated its one hundred years of existence. - 1989 yılında, son derece ünlü Eyfel Kulesi var oluşunun yüz yılını kutladı.

oluşturma
(Tıp) genesis
oluşturma
(Bilgisayar) rendering
oluşturma
(Bilgisayar) created
oluşturma
(Dilbilim) generate

With this module you can make the Enter key generate an event. - Bu modül ile Enter tuşunun bir olay oluşturmasını sağlayabilirsiniz.

oluşturma
(Bilgisayar) building

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

oluşturma
(Bilgisayar) build

We need to build an app. - Bir uygulama oluşturmamız gerekiyor.

The information presented in Kelly's paper on color coordination is seen to be of use in building up an alternative theory. - Renk koordinasyonu ile ilgili Kelly'nin raporunda sunulan bilginin alternatif bir teori oluşturmada faydalı olacağı anlaşilmaktadır.

risk oluşturmak
risk
oluşturma
{i} generation
oluş
consist of

Taxes consist of direct taxes and indirect ones. - Vergiler doğrudan vergiler ve dolaylı olanlardan oluşmaktadır.

Genes consist of a specific sequence of DNA. - Genler DNA'nın belirli bir sıralanmasından oluşur.

oluş
compose of
oluş
{f} comprised

The Southern Hemisphere is comprised mainly of oceans. - Güney Yarımküre, çoğunlukla okyanuslardan oluşur.

Brazil is comprised of twenty-six states. - Brezilya yirmi altı eyaletten oluşur.

oluş
consist

The Esperanto alphabet consists of 28 letters: a, b, c, ĉ, d, e, f, g, ĝ, h, ĥ, i, j, ĵ, k, l, m, n, o, p, r, s, ŝ, t, u, ŭ, v, z. - Esperanto alfabesi 28 harften oluşur: a, b, c, ĉ, d, e, f, g, ĝ, h, ĥ, i, j, ĵ, k, l, m, n, o, p, r, s, ŝ, t, u, ŭ, v, z.

Indonesia consists of many islands and two peninsulas. - Endonezya çok fazla adadan ve iki yarımadadan oluşur.

oluş
being

Do you know who brought that team into being? - O takımı kimin oluşturduğunu biliyor musun?

Liberty consists of being able to make everything as harmless as possible. - Özgürlük her şeyi mümkün olduğu kadar zararsız yapabilmekten oluşur.

oluş
comprise of
oluşturma
{i} composing
oluş
procession
kireç tabakası oluşturmak
fur
oluş
composed

Air is mainly composed of nitrogen and oxygen. - Hava ağırlıklı olarak nitrojen ve oksijenden oluşur.

The lecture is composed by two parts, one theoretical, the other practical. - Ders iki bölümden oluşuyor; biri teorik, diğeri pratik.

siyasi taban oluşturmak
create a political base
alay oluşturmak
to regiment
alternatif oluşturmak
be an alternative to
birlik oluşturmak
(deyim) align oneself with
biçimini oluşturmak
contour
bütçe oluşturmak
draw up budget
bütçe oluşturmak
set budget
bütçe oluşturmak
set a budget
cümle oluşturmak
form a sentence
denge unsuru oluşturmak
equipoise
ekip oluşturmak
organize a team
fon oluşturmak
pool
grup oluşturmak
to group
halka oluşturmak
form a ring
hasar oluşturmak
inflict damage
hasar oluşturmak
do damage
istihdam oluşturmak
provide employment
istihdam oluşturmak
generate employment
istihdam oluşturmak
create employment
kadro oluşturmak
staff
kamuoyu oluşturmak
mold public opinion
kamuoyu oluşturmak
mould public opinion
kamuoyu oluşturmak
to mold public opinion
kartel oluşturmak
cartelize
kemer oluşturmak
cove
kontrast oluşturmak
stand out in relief
kontrast oluşturmak
form a contrast
kontrast oluşturmak
be in relief against
kontrast oluşturmak
be silhouetted against
kontrast oluşturmak
be silhouetted
kontrast oluşturmak
stand out in silhouette against
koza oluşturmak
cocoon
kuram oluşturmak
to theorize
kurul oluşturmak
establish a committee
kurul oluşturmak
create a committee
kurul oluşturmak
form a committee
kuyruk oluşturmak
(araba) tail back
kuyruk oluşturmak
to queue
köşe oluşturmak
corner
leke oluşturmak
maculate
liste oluşturmak
draw up a list
liste oluşturmak
compile a list
lobi oluşturmak
lobby

Lobbyists' job is to lobby - Lobicilerin işi lobi oluşturmaktır.

model oluşturmak
set a model
nefret oluşturmak
(deyim) breed bad blood
oluş
existence, being; genesis, formation
oluş
consisted

The Beatles consisted of four musicians. - The Beatles, dört müzisyenden oluşmuştur.

The patients in this study consisted of 30 males and 25 females. - Bu çalışmadaki hastalar, 30 erkek ve 25 kadından oluşmaktadır.

oluş
way of coming into being; becoming, coming into being, genesis, formation
oluş
{i} occurrence
oluş
becoming
oluşturma
formation, forming, constitution
oluşturma
formation
oluşturma
constitution
pamukçuk oluşturmak
canker
pazar oluşturmak
create a market
platform oluşturmak
form a platform
sinerji oluşturmak
bring synergy
strateji oluşturmak
strategise
sözlük oluşturmak
lexicalize
tarz oluşturmak
form a style
tehdit oluşturmak
impend
tekrar grup oluşturmak
regroup
temelini oluşturmak
underlie
tepe oluşturmak
hill
tezat oluşturmak
to contrast
tezat oluşturmak
contrast
toplumsal sınıfları oluşturmak
stratify
veritabanı oluşturmak
(Askeri) database generation
yeniden oluşturmak
revive
yeniden oluşturmak
to reconstitute, to regenerate
yeniden oluşturmak
reconstitute
yöntem oluşturmak
form a method
çizgiler oluşturmak
striate
çukur oluşturmak
dimple
çıkıntı oluşturmak
project, overhang
ön tarafı oluşturmak
front for
örnek oluşturmak
set a good example
örnek oluşturmak
set a precedent
örnek oluşturmak
exemplify
التركية - التركية
Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek
Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek: "Bu kahraman orduyu doğuran ve oluşturan bu millet var oldukça: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!"- B. Felek
yapılandırmak
oluş
Olmak eylemi ya da biçimi
oluş
Olmak işi veya biçimi, vuku
oluş
Oluşma, teşekkül, tekevvün
oluş
Olma işi veya biçimi, vuku
oluş
Bir durumdan öteki duruma geçiş
oluşturma
Oluşturmak işi
الإنجليزية - التركية

تعريف oluşturmak في الإنجليزية التركية القاموس.

envanter oluşturmak
create an inventory
envanter oluşturmak
perform an inventory
envanter oluşturmak
make an inventory
vizyon oluşturmak
create a vision
oluşturmak
المفضلات